Hükümet ve devlet farkı

Açıklama: Açılımla ilgili AKP lilerin "Devlet" projesi lafını duyduğumdan beri hep aklıma takılmıştı devlet ve hükümet farkı. Habertürk'te Yiğit Bulut bu konuda bir yazı kaleme aldı.
Kategori: Güncel
Eklenme Tarihi: 21-Aralık-2009
Geçerli Tarih: 19-Eylül-2019, 14:16
Site: www.fikriyet.com
URL: Bu konuya http://www.fikriyet.com/anasayfa/haber_detay.asp?haberID=538 adresinden bakabilirsiniz


Açılımla ilgili AKP lilerin “Devlet projesi” lafını duyduğumdan beri hep aklıma takılmıştı. “Devlet” ve “Hükümet” farkı.

Devlet bir bedense iktidar o bedene giren bir “Ruh” gibidir. Bugün olduğu gibi o bedene bazen kötü ruhlar hakim olabiliyor. Veya bedenin kontrolü “nefis” denen kötülük emredicinin eline geçebiliyor. Sinsi “nefis” in planları ve uygulamaları şeytan gibi açıktan da olmuyor.

 

Sıradan vatandaşlar hükümetle devleti karıştırdığı gibi, koca koca siyasetçiler ve yazarlar da hükümet ve devlet farkını ayırt edemiyorlardı.

Bu dersi en iyi verecek kişinin yazılarını zevkle okuduğumuz Doç.Dr.Nuran Yıldız olduğunu düşünürken ve bu konuda bir şey söylemesini ümitle beklerken, benzer bir düşünce Habertürk’te Yiğit Bulut tarafından kaleme alındı.

 

Doç.Dr.Nuran Yıldız Hocamız devlet ve hükümet farkını anlatıncaya kadar, Yiğit Bulut’un yazısı ile idare edeceğiz.

 

AKP liler aşağıdaki yazıyı iyi okusunlar ve “Devlet” olmadıklarını, gelip geçici bir siyasetçi olduklarını hatırlasınlar.

 

İşte Habertürk’ten Yiğit Bulut’un o yazısının bir kısmı:

 

“TÜRKİYE'deki bağımsız olması gereken "erkleri" oluşturanların, siyasi otorite etkisinde kalma sürecini izlerken aklıma bazı sorular geliyor...

Tam bunları düşünürken de, Başbakan'ın bir konuşması, düşünce dünyamda gelip bu tablonun yanına oturuyor...

Ne diyor Başbakan? Kulak verelim: "Türkiye'de başı açık olanların, istedikleri gibi yaşamak isteyenlerin de garantisi biziz, onların da garantisi iktidarımız..."

Dedim ya "bağımsız olması gereken erkler" birbirine karışınca ortaya "siyasi otoritenin, Anayasal hakların garantisi olması" gibi tuhaf bir durum ortaya çıkıyor. Bu noktada aklıma bir soru daha geliyor: Ülkeyi o gün için yöneten siyasi otorite ile "dünya görüşü" uymayanların garantisi kim?

Sevgili dostlar, basit cümlelerle yazsam bile anlatmaya çalıştığım "kavramlar" çok ama çok önemli... Hatta "hayati"! Bu kavramların "olmaması" ise "korkunç"! Anayasal haklarınızın garantisi "biziz" diyen bir siyasi otorite ve ondan ayrı durması gerekirken ona karışıp "harmanlanan" devleti oluşturan diğer "erkler".

Peki "Anayasal güvencemizi" kendi bünyelerinde görenlerin "var olma güvencesi" neye bağlı? Daha açıkçası; adama sormazlar mı, sen kimsin de bana "garanti" oluyorsun? Yarın yargı, seni kapatırsa veya seçimi kaybedersen; senin gibi düşünmeyenlerin garantisi olma iddian gereği, garantileri "sona mı ermiş" olacak...

Olmaz! Siyasi otoriteler, yani gücünü "siyasi bir dinamik içinde seçilmiş" olmaktan alanlar ile devlet "birbirine karışamaz". Siyasiler geçer, devlet devamlıdır...

Sevgili dostlar, fizikte çok sevdiğim bir cümle vardır: "Sürtünme ile enerji kaybeden bütün sistemler sönümlüdür." Bunun siyasi ve sosyolojik tercümesi; bütün iktidarlar geçicidir...

Buradan yola çıkarak, "ömrü sınırlı" olması gereken bir iktidarın, Türkiye Cumhuriyeti ayakta kaldığı sürece "sınırsız" olarak verilmesi gereken bir "kefaleti" nasıl üstlendiğini de ayrıca tartışalım!

Sonuç 1: Bütün iktidarlar geçicidir... Hükümetler gider, Türkiye Cumhuriyeti yerinde kalır... Su akar, dere yatağını aşındırır ama dere yerinde durur...

Sonuç 2: Hiçbir iktidar, "Türkiye Cumhuriyeti Devleti"nin rolünü üstlenip vatandaşlarına "teminat" olamaz.

Sonuç 3: Vatandaşların her konuda "teminatı", devletin Anayasal düzeni ve Anayasa'nın vatandaşa verdiği haklardır.

Sonuç 4: Başı açıkların teminatı Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Anayasal düzen ve cumhuriyeti meydana getiren bütün dinamiklerin bileşkesidir.

Sonuç 5: Bir vatandaş olarak "teminatım" iktidarlara kalmışsa, vay benim, vay sizlerin, vay hepimizin haline...

Son söz: Ne kadar oy almış olursa olsun, "iktidar olanlar" siyasi partilerdir ve her "oluşumun" ve "bütün siyasi dinamiklerin" ömrü sınırlıdır. Türkiye Cumhuriyeti ise "ilelebet" ayakta kalacaktır. Benim güvencem "iktidarlar" değil Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'dır...”

 

KAYNAK: http://www.haberturk.com/yazioku.asp?id=11473