Çetin Doğan'dan Balyoz ile ilgili şok mektup

Açıklama: Çetin Doğan, sözde balyoz planlarının çok daha önceden savcıların elinde olduğunu ve Taraf'a da buradan gittiğini ima etti
Kategori: Güncel
Eklenme Tarihi: 07-Nisan-2010
Geçerli Tarih: 07-Haziran-2020, 07:12
Site: www.fikriyet.com
URL: Bu konuya http://www.fikriyet.com/anasayfa/haber_detay.asp?haberID=603 adresinden bakabilirsiniz


İki savcının ne yapmaya çalıştığını anlamak gerçekten zor. Listeyi hazırlayıp polislere veriyorlar ve yüzlerce subay ve generali gözaltına alıp tutuklatıyorlar.

Bu onları çok rahatlatıyor mu bilemeyiz ancak, gözaltı ve tutuklama ile bu milletin ordusunun yıpratıldığı, aşağılandığı ve cezalandırıldığı artık çok net görülüyor.

Askerlerin cezaevinde olması onları sevindiriyor, dışarıda kalmaları huzursuz ediyor.

 

“İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz Engin, Balyoz soruşturması kapsamında başlatılan operasyona müdahale etmeseydi aralarında Güney Deniz Saha Komutanı Koramiral Kadir Sağdıç ile Kuzey Deniz Saha Komutanı Koramiral Mehmet Otuzbiroğlu'nun da bulunduğu TSK'da görevli yaklaşık 320 generalin 25'i gözaltına alınacaktı. Operasyon kapsamında ayrıca 78 muvazzaf subayın adı da gözaltı listesindeydi.”

 

Birileri halkın ve askerin birlik-bütünlüğü ile, disiplini ile, sabrı ile oynuyor.

31 Mart Vak’ası’nda asker o zamanki hukuk olan şeriat için “şeriat isteriz” diye isyan ettiği gibi, şimdiki hukuka göre de“adalet isteriz” diye isyan ettirmek için uğraşıyorlar galiba.

 

Emekli Orgeneral Çetin Doğan 5 Nisan 2010 tarihli yeni mektubunda, “Balyoz” iddiaları ile ilgili oldukça çarpıcı noktalara değindi.

Çetin Doğan, sözde balyoz planlarının çok daha önceden savcıların elinde olduğunu ve Taraf’a da buradan gittiğini ima etti. Kamoyunun bildiğinin aksine sözde plan Taraf’dan savcılara değil, savcılardan Taraf’a sızdırılmış.

 

Çetin Doğan mektubunun son kısmında kozmik odadan sızdırılan belgelere kopyala yapıştır ile eklemeler yapıldığını, tahrif edildiğini ve ortaya sözde "Balyoz" adlı planın çıktığını iddia etti. 2003 deki bir seminere 2007 deki yazıların ve bilgilerin girmesinin mümkün olmadığını da belitti.

 

İşte Milliyet Gazetesi’nde yayınlanan o mektup: