fikriyet
  Anasayfa | Resimler | Videolar | Yazar Ol | Yazar Girişi | Gönder | Facebook'ta Paylaş | adresi kaydet  Adresi Kaydet | Arama | RSS RSS

KATEGORİLER

  | kapat

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

HABER ARA


Gelişmiş Arama

Psikolojik savaş ve medya

Kategori  Kategori: Köşe Yazıları Yorumlar  Yorum Sayısı : 0 Tarih  Tarih : 20-Kasım-2009, 13:29   : 4250
Davut Türkoğlu
Yazar: Davut Türkoğlu

Psikolojik savaş ve medya ile ilgili Nuran Yıldız yazdı:"Dünyanın hiçbir yerinde ülkelerle ordularının imajı birbirinden ayrılmaz. Güç ve güven imajları ordu ve ülke arasında birbirlerine transfer edilir. O nedenle de Türkiye'de yaşananlar vahimdir."

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Nuran Yıldız "YORULDUK ARTIK BU CAHİLLİĞİNİZDEN" isimli makalesinde medya ve ordu ile ilgili güzel bir ders veriyor. İşte o makale:
 
 

"Bir orduyu hedefine koyan böyle bir kara propaganda, böyle bir gözü dönmüşlük sanırım ülkeler tarihinde pek ender görülecek türdendir. Ve elbette böylesi bir hınç, tüm “hınç” tarihini altüst edebilir.

Yeni bir ihbarcı çıktı ya hani. Türk Silahlı Kuvvetleri’ni ihbar eden  belgeler ulaştırmış medyaya. Bunda bir tuhaflık yok, alıştık çünkü. Tuhaf olan, ihbar belgesi olarak sunulan film senaryolarının ve film siparişlerinin gazetelerde gördüğü ilgi.

Propaganda için film üretmek ne zaman suç oldu bilmiyorum. Bildiğim en demokratik yollardan biridir zor kullanmaya başvurmadan, çeşitli yollarla algıları değiştirmek. “Zor kullanma” olmadığı sürece propaganda teknikleri suç değildir. Eğer böyle bir suç varsa belirli bir kaynağın desteğiyle son dönemde üretilen dizilere, filmlere ne demeli acaba?

Cehalet medyada hiç bugünlerdeki kadar görünür olmamıştı. Kısacası hocalık başa düştü durumuyla filmler ve propaganda konusunu açmam gerekecek;
Sinema ideolojik ve stratejik bir araçtır. Yeryüzünde bu stratejik aracı neredeyse hiç kullanmayan, kullanamayan tek çağdaş ordu ise bizimkisidir. Durum o yüzden epey ilginç.

TSK’yı hedef alan kara propaganda kaynaklarının “TSK propaganda filmi yaptırıyormuş” çığlığı epeyce komik ve acınasıdır o yüzden.
Sinema filmi ve dizi filmler ABD ve Pentagon’un en önemli ideolojik aracıdır. O kadar ki Pentagon’u Hollywood’dan çıkarırsanız geriye Amerikan sineması diye bir şey kalmaz.


Pentagon en çok izlenen ve dünyaya ihraç edilen sinema filmlerini üç nedenle kullanır;
1. Amerikan ordusuna sempatiyi artırmak,
2. Bütçeden Pentagon’a ayrılacak payı artırmak,
3. Dünya kamuoyunda Amerikan ordusunun ve ABD’nin imajını üretip  yaymak.
Çünkü ABD ve ordusunun imajları birbirinden ayrılamaz. (Dünyanın hiçbir yerinde ülkelerle ordularının imajı birbirinden ayrılmaz. Güç ve güven imajları ordu ve ülke arasında birbirlerine transfer edilir. O nedenle de Türkiye’de yaşananlar vahimdir.)

 
psikolojik harp ordu asker.jpg

Yukarıda sıraladığım amaçlar için filmlerdeki tarihsel gerçekler çarpıtılır. Kaybedilmiş bir savaşın filmi yapılırken o savaşlardan kahramanlar çıkarmak için çalışır senaristler. Rambo serisi ve Vietnam buna en iyi örneklerdendir.
Pentagon’da “ABD ordusunun Hollywood’la işbirliği el kitapları” vardır.
Pentagon’un Hollywood Bürosu film yapımcılarına neyi söyleyip neyi söylemeyeceklerini dikte eder. Bu yoldan geçmeden çevrilen film sayısı bir elin parmaklarını geçmez. (Örneğin Oliver Stone’un “Platoon” filmi bu yoldan geçmemiştir.) Bu “Büro”nun bir film senaryosunu onaylamasının tek ölçütü ise “Orduyu olumsuz gösteren herhangi bir film olmamasıdır.”
Hemen hepimizin masum birer film gibi izlediğimiz James Bond serisinden “Tomorrow Never Dies”dan bir örnek vereyim: Bond Vietnam sularına paraşütle inmeye hazırlanırken ajanlardan biri “Yakalanırsan ne yapacağını biliyorsun” der. Bond espriyle yanıt verir: “Bir savaş çıkar ve belki bu kez kazanan biz oluruz.” Bond’un bu esprisi Pentagon için büyük sorundu çünkü Vietnam bu espriyi tehdit olarak algılayabilirdi. Sonuçta espri filmden çıkarıldı. Film öyle çekildi. İzlediğiniz filmde Bond’un esas senaryoda bulunan o esprisi yoktur.

Dahası Pentagon-Hollywood işbirliğine göre bir senaryonun beş kopyasının onay için Pentagon’ın ilgili bürosuna göndermek ve filmi onaylanan senaryoya göre çekmek gerekir. Bitmedi dahası var, filmler halka sunulmadan önce Pentagon yetkilileri için bir ön gösterim koşulu vardır.
Üstelik bu durum yalnızca filmler değil, her akşam karşısına oturup izlediğimiz dizilerin çoğu da benzer şekilde üretilir.

Bu konuda daha ayrıntılı bilgi edinmek isteyen okurlar benim kitabımı (Tanklar ve Sözcükler) olmasa bile Jean-Michael Valantin’in “Küresel Stratejinin üç Aktörü: Hollywood, Pentagon ve Washington” ya da David Robb’un “Hollywood Operasyonları” kitaplarını okuyabilirler. O kitaplardaki ayrıntıları öğrenince Türk Ordusunun yeni iletişim düzeninde ne kadar savunmasız ve ilkel düzeyde kaldığını görebilirler.

Şimdi düşünmemiz gereken nedir? Başka büyük bir filmin senaryosundan geçerken ülkece, Türk ordusunun tüm korunaklarından yaoksun bırakılmasının ülkenin politikalarına vereceği hasar mı?
     Yoksa çıkarların ordular aracılığıyla küreselleştiğini bilerek, Pentagon’un kendisini sürekli olarak yayması ve üretmesi mekanizmalarını seyredip, TSK’yı büyük olasılık en ilkel şekliyle film çekme işi üzerinden yıpratarak Pentagon’a hizmet eden medya ve entelektüeller aracılığıyla düşürüldüğümüz acınası durum mu?"


Nuran Yıldız
 

KAYNAK: http://www.odatv.com/Analiz/yorulduk_artik_bu_cahilliginizden-18453.html

 
 
 
Facebook'ta Paylaş
 
Yorum Yaz
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa | Word'e Aktar Word'e Aktar | Tavsiye Et Arkadaşlarına Gönder | Yorum Yaz Yorum Yaz  |  Facebook'ta Paylaş |

Bu Yazarın Önceki Yazıları

Son Haberler

İletişim | Yazar Girişi | Kullanım Şartları ve Gizlilik | Sitene Ekle |