fikriyet
  Anasayfa | Resimler | Videolar | Yazar Ol | Yazar Girişi | Gönder | Facebook'ta Paylaş | adresi kaydet  Adresi Kaydet | Arama | RSS RSS

KATEGORİLER

  | kapat

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

HABER ARA


Gelişmiş Arama

İlker Başbuğ Mardin'de vatandaşlarla bayramlaştı

Kategori  Kategori: Güncel Yorumlar  Yorum Sayısı : 0 Tarih  Tarih : 22-Eylül-2009, 17:57   : 1614
Fazıl Kara
Yazar: Fazıl Kara
İlker Başbuğ Mardin'de vatandaşlarla bayramlaştı

Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ Mardin'de askerlerle ve vatandaşlarla bayramlaştı.

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, Ramazan Bayramının ikinci günü, Mardin'de Sınırtepe Hudut Karakolu ve Sınırtepe Köyü'nü ziyaret ederek askerle ve vatandaşlarla bayramlaştı.

 
İşte Orgeneral İlker Başbuğ'un konuşması:

      1. Tüm ulusumuzun Ramazan Bayramını kutlarım. Bayramlar, birlik ve bütünlüğümüzü pekiştirdiğimiz günlerdir.

      Bayramlar bizlere bir daha düşünme fırsatı verir, kırgınlıklarımızı unutturur, barışmamıza neden olur.

      2. Evlatlarını, eşini, babasını vatan savunmasında şehit vermiş ocaklarda, bu mübarek bayram günlerinin sevinci buruk yaşanıyor.

      Vatan uğruna şehit ve gazi olmak, ulaşılacak mertebelerin en yükseğidir.

      Şehitlerimizi rahmetle anıyor, gazilerimize minnet duygularımızı iletiyoruz.

      Şehitlerimizin anneleri, bizlerin de annesidir. Bütün şehit analarının öpülesi ellerini, saygıyla ve şükranla öperim.

      3. Biz askerler için bayramların ayrı bir önemi vardır. Çoğu zaman ana, babalarımızdan, eşimizden ve dostumuzdan uzak oluruz.

      Ana ve babaların bize emaneti olan Mehmetçikler, bayramlarda ailemizin birer parçası, evlatlarımız olur.

      Bugün, burada Mehmetçikler ile beraber olmaktan büyük bir mutluluk duyuyor, onların bayramlarını kutlamaktan sevinç duyuyoruz. Bu vesileyle, bütün Mehmetçiklerimizin ailelerinin de bayramını kutluyor, kendilerine selam ve sevgilerimizi gönderiyoruz. Biliniz ki, evlatlarınız burada yalnız değildirler.

      4. Türkiye neredeyse 25 yıldır terör ile yaşıyor. Bu bayram günü bu sürece insani açıdan bakınca üzüntü duymamak mümkün mü?

      Akan kanın durmasını herkes, elbette Türk Silahlı Kuvvetleri de ister. Ancak bu kanı kim ve niçin akıtıyor? Bu sorunun cevabı açıktır. Bölücü Terör Örgütü.

      Teröristler, gündemin kan, gözyaşı, kin ve nefret üzerinde oluşmasını ister.

      Teröristler toplumda düşmanlığı artırmak, iletişimi koparmak ve toplum içinde farklı kimlikler yaratmak suretiyle kamplaşmalara yol açmak ister. Şu tarihe kadar insanların ölümüne neden olmayacağız, ancak şu tarihten sonra tekrar masum insanların, görevini yapmakta olan asker ve polisleri öldürmeye başlayacağız düşüncesini nasıl açıklayabilirsiniz? Bu tehdit ve terör içeren düşünceye nasıl ılımlı bakabilir ve destekleyebilirsiniz?

      5. Ülke ve milletin bütünlüğünün korunmasının elbette bir bedeli olur. Asker için, vazife ve onur her şeyin üzerindedir. Bu mesleğin bize yüklediği sorumluluklar ve vazife bilinci, bizleri acılara göğüs germeyi öğretir. Türk Silahlı Kuvvetleri, Bölücü Terör Örgütü ile mücadelede kendisine düşen görev ve sorumlulukların bilinci içerisindedir. Bu görevler şu şekilde ifade edilebilir:

         a. Halkımızın güvenliğinin sağlanması ve teröristlerin baskısından korunması. Bu görevin yerine getirilmesi için bölgede 683 adet Jandarma Karakolumuz görev yapmaktadır.

      Millet olarak bazı şeyleri çabuk unutuyoruz. Bölücü Terör Örgütü bugüne kadar 5669 sivil vatandaşımızın ölümüne neden olmuş bir örgüttür. İşlediği katliam sayısı 386’dır. Bu katliamlar sonunda, 392’si çocuk, 371’i kadın olmak üzere 2434 vatandaşımız, insanımız katledilmiştir. İlk katliam, ERUH Baskınından hemen sonra, 8 Kasım 1984’te ERUH’un Karageçit Köyünde gerçekleştirilmiştir.

      35 ilde gerçekleştirilen bu katliamların en yoğun olduğu ilimiz ise maalesef 56 katliam ile Mardin ilimizdir.

         b. Sınır bölgelerinden giriş ve çıkışların etkin şekilde kontrol altına alınması. Bu amaçla da 258 adet sınır karakolumuz bölgede görevlendirilmiştir.

         c. Kırsal kesimde, Alan hakimiyetinin sağlanması, teröristlerin aranıp, bulunup, etkisiz hale getirilmesi.

      Sonuç olarak, Devlet ülkede meşru güç kullanma hakkına sahip tek otoritedir. Terör örgütleri bu otoritenin sarsılmasını ister.

      Bölgede teröristler bulunduğu sürece, bu görevlerin yerine getirilmesi, Devletin ve dolayısıyla Güvenlik Kuvvetlerinin vazifesidir.

      6. Devletimizin, ulusumuzun ve Güvenlik Kuvvetlerinin kararlılığı karşısında, Bölücü Terör Örgütünün amaçlarına ulaşması mümkün değildir.

      Bugüne kadar örgüt kandırdığı ve kullandığı 40.000’e kadar insanın ölümüne neden olmuştur. Türk Silahlı Kuvvetleri, her şeye rağmen, Bölücü Terör Örgütüne karşı yürüttüğü mücadeleyi insan odaklı olarak yürütmektedir.

      Terör örgütüne kandırılarak katılan teröristlerin büyük bölümü 26 yaşına ulaşamadan hayatlarını kaybediyor.

      Terör örgütüne karşı çıkmalarına rağmen evlatlarını kaptıran ve bu acıları yaşayan anne ve babaların duydukları acıları da anlamak zorundayız.

      Bu nedenle tekrar ifade ediyoruz, silahla, kanla bir yere varılamaz. Tek çıkar yol Bölücü Terör Örgütünün silahlarını bırakmasıdır.

      Büyük devletler, güçlü uluslar adildir, şefkatlidir.

      Bakınız Adalet Bakanlığı’nın bilgilerine göre, 2005/2008 yılları arasında, bölücü terör örgütünden 221nci Maddeden yararlanmak üzere 870 kişi müracaat etmiştir. Bunlardan 638’ine ceza verilmemiştir.

      7. Bölgede yaşamakta olan vatandaşlarınızın ki onlar terörden en çok zarar görenlerdir, öncelikli ihtiyaçlarının iyi anlaşılması ve bunların karşılanması Devletin temel görevidir.

      Yapılan bütün araştırmalar, ezici bir çoğunlukla, bölge halkımızın öncelikli iki temel ihtiyacını şu şekilde göstermektedir. Birinci öncelik, işsizlik, geçim sıkıntısı ve ekonomik sıkıntılardır. İkinci öne çıkan istek ise, eğitim sisteminin iyileştirilmesidir.

      Devlet, aldığı tedbirlerle vatandaşlarına daha müreffeh ve daha mutlu bir hayat vermek zorundadır.

      Devlet fırsat eşitliğinden daha fazla yararlanabilme, kendilerini her alanda geliştirme imkanlarını bütün vatandaşlarına sağlamalıdır.

      Türkçe okuma-yazma bilmeyenlerin bölgede %20 olduğu düşünülürse, bu söylediklerimizin tam karşılandığını söyleyebilmek mümkün müdür? Türkçe; resmi dil oluşunun yanında aynı zamanda ekonomik bir dildir, ortak iletişim aracıdır.

      Asıl üzerinde durulması gereken noktalar bunlar değil midir? Birlikte yaşamaya karar verenler için her yer, her makam herkesindir.

      Herhangi bir vatandaşımızın kendini ezik hissetmesi hepimizin sorunudur.

      Bölgedeki ağalardan yıllarca çeken, insanlarımızın günümüzün siyaset ağalarından, terör ağalarından kurtarılması hepimize düşen bir görevdir.

      Türkiye Cumhuriyeti güçlüdür. Rahmetli Kinyas KARTAL’ın şu sözlerine uyarsak, yenemeyeceğimiz hiçbir güçlük yoktur.

      “Ayrılık tohumu giren tarladan nifak ve nefret çıkar. Evvela bu milletin evlatları kaderlerinin ortak olduğunu öğrenmelidir. Birbirimizi yeteri kadar seversek, başka sevgiye muhtaç olmayız”

      8. Yaşanmakta olan gelişmelerden tedirginlik duyanlar merak etmesin, Türk Silahlı Kuvvetleri, milletimizden aldığı güç ve azimle görevinin başındadır. Güçlüyüz çünkü tarihsel bir tecrübemiz ve aklımız var. Güçlüyüz çünkü özgüvenimiz tam. Güçlüyüz, milletimizin sağduyusuna, fedakarlığına, kahramanlığına, aklına ve vicdanına güveniyoruz.

 
 
 
 
 
 
 
Facebook'ta Paylaş
 
 
Yorum Yaz
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa | Word'e Aktar Word'e Aktar | Tavsiye Et Arkadaşlarına Gönder | Yorum Yaz Yorum Yaz | Facebook'ta Paylaş |

Güncel

En Çok Okunan Haberler

İletişim | Yazar Girişi | Kullanım Şartları ve Gizlilik | Sitene Ekle |