fikriyet
  Anasayfa | Resimler | Videolar | Yazar Ol | Yazar Girişi | Gönder | Facebook'ta Paylaş | adresi kaydet  Adresi Kaydet | Arama | RSS RSS

KATEGORİLER

  | kapat

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

HABER ARA


Gelişmiş Arama

Balyoz yalanı ve Kozmik oda merakına TSK açıklaması

Kategori  Kategori: Güncel Yorumlar  Yorum Sayısı : 0 Tarih  Tarih : 22-Ocak-2010, 21:35   : 1095
Cansu Deniz
Yazar: Cansu Deniz
Balyoz yalanı ve Kozmik oda merakına TSK açıklaması

Genelkurmay Balyoz yalanı ve Kozmik oda merakı ile ilgili açıklama yaptı. Haftalardır süren Kozmik oda aramalarından olağan şekilde ve beklendiği gibi hiç bir şey çıkmadı. Devlet sırrı olan planlar ise gizliliği kaybolduğu için iptal edilecek.

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Genelkurmay Haftalık Basın Bilgilendirme Toplantısında gündemdeki “balyoz” yalanı, suikast dedikoduları, kozmik oda merakı ve diğer konularla ilgili açıklamalarda bulundu.

 

İşte o açıklama:

-------------------------

      Değerli Basın Mensupları,

 

      Hepiniz hoş geldiniz.

 

      Sözlerimin başında 5 haftalık bir aradan sonra, tekrar sizinle birlikte olmaktan mutluluk duyduğumu belirtmek isterim.

 

      Öncelikle şu hususa       Öncelikle şu hususa bir açıklık getirmek istiyorum. Genelkurmay Başkanlığı olarak biz 08 Ocak 2010 tarihinde yaptığımız açıklamada aynen şu ifadeyi kullandık.

 

      “Her hafta Cuma günleri yapılmakta olan Haftalık Basın Bilgilendirme Toplantıları, 2010 yılında ihtiyaç duyulan haftalarda yapılacaktır. Basın Bilgilendirme Toplantısının yapılacağı haftalar, ilgili medya mensuplarına iletilecektir.”

 

      Bu açıklamadan da anlaşılacağı üzere, Haftalık Basın Bilgilendirme Toplantılarını tümüyle iptal ettiğimizden söz etmedik. İhtiyaç oldukça yine yapılacağını ifade ettik. Ancak, maalesef bazı çevreler, bunu ya yanlış anladı ya da bilerek çarpıttı. Bu açıklamayı başka konularla ilişkilendirenler de oldu. Halbuki, açıklama net. İşte ihtiyaç duyuldu, konu var, o halde bugün bu toplantıyı yapıyoruz.

 

      Değerli Basın Mensupları,

 

      Bildiğiniz üzere geride kalan dönemde en öne çıkan konulardan birisi, Çukurambar olayı ve buna bağlı olarak Ankara Seferberlik Bölge Başkanlığında yapılan aramadır. Bu konunun ağırlığı yasal boyutunda olduğundan biraz sonra o konuda detaylı açıklamaları yapmak üzere sözü Adli Müşavirimiz Tuğgeneral ÇUBUKLU’ya vereceğim.

 

      Ancak ondan önce, İletişim Daire Başkanımız, size diğer konularla ilgili kısa bir bilgi verecektir.

 

      Her iki takdimin ardından her zamanki gibi gündemdeki konularla ilgili sorularınızı alacağım ve bunları cevaplandıracağız.

 

      Buyrun Tuğgeneral GÜRAK

 

      Değerli Basın Mensupları,

 

      01 Ocak 2010 tarihinden bugüne kadar geçen süre içerisinde, meydana gelen iç güvenlik olayları hakkında bilgi vermek istiyorum.

 

      Dönem içerisinde meydana gelen olaylarda (1) güvenlik görevlisi şehit olmuş, (1) güvenlik görevlisi ve (3) vatandaşımız yaralanmıştır.

 

      Aynı dönemde, 11 bölücü terör örgütü mensubu yakalanmış, yedisi adli makamlarca tutuklanmış, biri serbest, üçü tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmıştır.

 

      Yedi bölücü terör örgütü mensubu ise kendiliğinden güvenlik güçlerine teslim olmuştur. Teslim olan teröristlerin üçü tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmış, dördünün adli işlemleri devam etmektedir.

 

      Dönem içerisinde,

 

      - 6 adet El Yapımı Mayın bulunarak, etkisiz hale getirilmiş,

 

      - 8 adet Kaleşnikof Piyade Tüfeği,

 

      - 7 adet av tüfeği,

 

      - 2 adet roketatar mühimmatı,

 

      - 15 adet tabanca,

 

      - 14 adet savunma tipi el bombası,

 

      - 1 adet anti personel mayını,

 

      - 2 adet dinamit lokumu ve 19 kg Amonyum Nitrat ile birlikte bol miktarda yaşam malzemesi ele geçirilmiştir.

 

      Değerli Basın Mensupları,

 

      01 Ocak 2010 tarihinden itibaren, Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından; 15 arama kurtarma faaliyeti icra edilmiş, bu faaliyetlerde 85 kişi sağ olarak kurtarılmış, 1 kişi ise ölü olarak bulunmuştur.

 

      Değerli Basın Mensupları,

 

      Arnavutluk’ta 27 Aralık’tan itibaren görülen aşırı yağış sonucu selden etkilenen 15 bin kişiye ulaştırılmak üzere hazırlanan ilaç, tıbbi malzeme ve motopomplar, Türk Silahlı Kuvvetlerine ait bir kargo uçağı ile, 13 Ocak 2010 tarihinde Ankara’dan Tiran’a ulaştırılmıştır.

 

      Ayrıca, Haiti’de meydana gelen büyük deprem felaketinden sonra, 16-17 Ocak 2010 tarihlerinde, Kızılay ve Sağlık Bakanlığınca hazırlanan; 30 ton yardım malzemesi, bir seyyar hastane, iki sağlık tarama aracı, Sağlık Bakanlığına ait personel ve AKUT Ekibi, Türk Silahlı Kuvvetlerine ait beş kargo uçağı ile bu ülkeye nakledilmiştir.

 

      Değerli Basın Mensupları,

 

      Sayın Genelkurmay Başkanımızın direktifleri doğrultusunda, 2009 yılından itibaren ebedi Başkomutanımız Mustafa Kemal ATATÜRK ve İstiklal Savaşında her zaman ATATÜRK'ün yanında bulunan, İstiklal Savaşının önde gelen Komutanları, İsmet İNÖNÜ, Fevzi ÇAKMAK ve Kazım KARABEKİR için her yıl birer özel anma töreni düzenlenmesi planlanmıştır. Söz konusu anma törenlerinden üçüncüsü olan "Kazım KARABEKİR Özel Anma Töreni" 25 Ocak 2010 tarihinde, Genelkurmay Karargahı Orbay Salonunda saat 10:00’da icra edilecektir.

 

      Özel anma töreni kapsamında icra edilecek Kazım KARABEKİR konulu panel, Panel Başkanı Prof. Dr. Sayın İlber ORTAYLI tarafından yönetilecektir. Panele; Kazım KARABEKİR’in kızları Sayın Hayat KARABEKİR FEYZİOĞLU ve Sayın Timsal KARABEKİR YILDIRAN’ın yanı sıra, Prof. Dr. Sayın Reşat GENÇ, Prof. Dr. Sayın Azmi SÜSLÜ, Doç. Dr. Sayın Vahdet KELEŞYILMAZ konuşmacı olarak katılacaklardır.

 

      Anma töreni basına açık olarak icra edilecek olup, davetiyeler sizlere gönderilmiştir.

 

      Değerli Basın Mensupları,

 

      Sayın Genelkurmay Başkanımız, 26-27 Ocak 2010 tarihlerinde, Brüksel/Belçika’da yapılacak olan NATO Askeri Komite Toplantısına katılacaktır.

 

      Değerli Basın Mensupları,

 

      Aden Körfezinde görev yapan, TCG Gökova fırkateyni tarafından, 16 Ocak 2010 tarihinde, ticaret gemileri güvenlik koridorunda, sahilden 105 mil açıkta, Hindistan bandıralı ticaret gemisine, deniz haydutlarınca makinalı tüfekle düzenlenen saldırı; TCG Gökova tarafından icra edilen manevralar, helikopter harekatı ve SAT Komandoları tarafından engellenerek gemi kaçırma olayı engellenmiştir.

 

      Aden Körfezi, Somali açıkları, Arap Denizi ve mücavir bölgelerde deniz haydutluğu ile mücadele etmek üzere, halen Görev Kuvveti-151 bünyesinde görev yapmakta olan TCG Gökova’dan görevi devralmak üzere tefrik edilen TCG Gemlik, 01 Şubat 2010 Pazartesi günü saat 11:00’da, Aksaz Deniz Üs Komutanlığı/Marmaris’te düzenlenecek törenle uğurlanacaktır.

 

      Buyrun Tuğgeneral ÇUBUKLU,

 

      Değerli Basın Mensupları;

 

      Neredeyse son beş haftadır sizleri, bizleri ve kamuoyunu çok meşgul eden ve medya tarafından “suikast iddiaları” olarak isimlendirilen konu hakkında soruşturmanın gizliliğini ihlal etmeyecek şekilde bazı açıklamalar yapmak istiyorum. Olayın başlangıcı 19 Aralık 2009 Cuma günü saat 17:10’dur. Olayın ve akabinde meydana gelen gelişmelerin daha iyi anlaşılması için olayın oluş şeklinden başlayarak belirli bir kronoloji içinde sizlere olayla ilgili tüm detayları açıklayacağım.

 

      Olayın öncesi ve oluş şekli;

 

      19 Aralık 2009 günü saat 14:50’de Ankara Emniyet Müdürlüğüne; “İki araç içerisinde şüpheli şahıslar bulunduğu ve Başbakan Yardımcısı Bülent ARINÇ’a saldırıda bulunabilecekleri” ihbarı gelmiştir. Bildiğiniz gibi daha sonra basın-yayın organlarında bu konuyla ilgili çeşitli haberler yer almış, önce “Bu ihbarın Terörle Mücadele Şube Müdürlüğüne ABD’den uydu üzerinden gelen bir telefonla ve araçların plakaları da verilerek yapıldığı” haberleri dikkati çekmiş, bilahare bu ihbarın yurt içinden yapıldığına dair haberler de basında yer almıştır.

 

      Bu ihbar üzerine Çukurambar bölgesinde tertibat alan Terörle Mücadele ekipleri, saat 17:10’da bekledikleri noktaya gelen ve içerisinde sivil giyinimli bir albay ile bir binbaşının bulunduğu araca operasyon başlatmışlardır.

 

      İlk anda, araç içindekilerin asker olduklarını ifade etmelerine ve kimlik göstermelerine imkan verilmeden üst araması yapılmıştır. Daha sonra şahıslar, asker olduklarını yineleyince, Merkez K.lığı ekipleri olay yerine çağrılmıştır.

 

      Gerek Cumhuriyet Savcısından yazılı arama talimatının gelmesinin beklenilmesi, gerekse tutanak tutulması gibi diğer idari işler nedeniyle buradaki üst ve araç aramaları gecikmiştir. 20:00-24:00 saatleri arasında yapılan aramanın sonucunda aranan şahıslarda ve araçlarda herhangi bir suç unsuruna rastlanmamıştır. Bu aramalarda Cumhuriyet Savcısı hazır bulunmamıştır.

 

      İlgili savcının talimatıyla, buradan asker kişilerin ikamet ettikleri lojmanlara gidilmiş, saat 00:30’da Cumhuriyet Savcısının nezaretinde Merkez K.lığı ekipleri tarafından konutlar aranmıştır. Aranan konutlarda bulunan bilgisayar, cep telefonları, bazı CD’ler ve notlara el konulmuştur. Buradaki kontrollerde de gözle tespit edilen herhangi bir suç unsuruna rastlanılmamıştır. Konutlardaki aramalar, 20 Aralık 2009 saat 04:30’da sona ermiştir. Konutların aranmasından sonra işyerlerinin aranmasına yönelik herhangi bir işlem ya da talep, savcı tarafından gündeme getirilmemiştir.

 

      Bu işlemlerden sonra iki askeri personel, ilgili savcı tarafından serbest bırakılmışlardır. Söz konusu iki subay, günlük normal yaşamlarına dönmüşlerdir.

 

      19/20 Aralık gecesi yaşanan gelişmelerden sonra, beş gün süreyle yargı sürecinde herhangi bir yeni işlem gündeme gelmemiş olmakla beraber, olayın medyada çok farklı şekillerde yer alması, yeterli bilgiye sahip olmadan verilen demeçlerdeki maksatlı saptırmalar nedeniyle, Genelkurmay Başkanlığınca, 23 Aralık 2009 günü bir açıklama yapılmıştır. Bu açıklamada, yargı sürecini etkileyecek detaylardan kaçınılarak sadece kamuoyuna doğru bilgi verilmiş ve bu iki subayın orada görevli olarak bulundukları vurgulanmıştır. Açıklamanın son maddesinde ise, yargı sürecinde ortaya çıkacak yeni durumlar olursa onun da gereğinin yapılacağı özellikle ifade edilmiştir.

 

      Olayın meydana geldiği 19 Aralık 2009 tarihinden, Bölge Başkanlığında aramanın yapıldığı 25 Aralık 2009 tarihine kadar geçen süre içinde, konuya ilişkin çeşitli kesimlerce muhtelif değerlendirmeler yapılmıştır. Esasen bir “suikast iddiası” ile başlayan süreç, bu aşamadan sonra şüpheli olarak gözüken personelin çalıştığı yer olan, Ankara Seferberlik Bölge Başkanlığının sorgulanmasına zemin hazırlayacak bir istikamete yönlendirilmeye çalışılmış ve bu konuda çok sayıda abartılı, saptırılmış haber ve yorum basın-yayın organlarında yer almıştır. Bu haberlerle, özellikle kamuoyunda belirli bir algının oluşmasına çalışılmıştır.

 

      Olayın ikinci safhasıyla ilgili gelişmeler, 25 Aralık 2009, Cuma günü akşam üzeri başlamıştır. Önce Ankara Seferberlik Bölge Başkanlığında görevli sekiz askeri personelin gözaltına alındığına dair ilgili savcılık talimatı Merkez K.lığına ulaşmış, daha sonra ise bu kişilerin görevli olduğu askeri mahalde arama yapılacağı faks ile bildirilmiştir. Bu savcılık talimatı doğrultusunda gerekli hazırlıklara başlanmıştır.

 

      25 Aralık 2009, Cuma günü akşamı saat 19:30’da ilgili Cumhuriyet savcısı diğer savcılar ile birlikte Seferberlik Bölge Başkanlığına gelerek özel bölümler hariç aramaya başlamışlardır.

 

      Arama bölgesinde sadece ilgili personel olarak Merkez K.lığı yetkilileri, Askeri savcı, arama yapılan Bölge Başkanlığı sorumluları bulunmuş, bunun dışında ne Genelkurmay, ne de Emniyet Müdürlüğünden hiç kimse bulunmamıştır.

 

      Bölge Başkanlığının diğer bütün odalarında ve müştemelatında beş savcı nezaretinde arama yapılmış, ancak, sıra özel odalara geldiğinde, CMK 125’inci madde gündeme gelmiştir.

 

      Asker hukukçular tarafından arama yapan ilgili savcıya, CMK 125’inci Md. gereği devlet sırrı niteliğindeki evraklara kimin hangi şekilde bakabileceği hususu hatırlatılmış ve özel odaya girilmemesi gerektiği belirtilmiştir.

 

      Bu açıklama ilgili savcı tarafından kabul edilmiş ve gece yarısından sonra 26 Aralık 2009 Cumartesi saat 01:00’da 11 inci Ağır Ceza Mahkemesi kararıyla nöbetçi hakim arama mahalline gelmiştir.

 

      Gelen nöbetçi hakime, CMK 125’inci Md.ye göre özel odalardaki aramanın ancak kovuşturma safhasında olabileceği hatırlatılmış ve bu konu açıklığa kavuşuncaya kadar özel odaların mühürlenmesi ve ertesi gün yapılacak değerlendirmeden sonra aramanın şekline ve devamına karar verilmesi önerilmiştir. Bu teklif, nöbetçi hakim tarafından kabul edilmiş, özel odaların kapı ve pencereleri mühürlenerek hakim ve savcılar saat 06:00’da bölgeden ayrılmışlardır.

 

      26 Aralık 2009 Cumartesi günü saat 10:30’da bir yandan olayın özelliği ve hassasiyeti Devlet yetkililerine izah edilmiş, diğer yandan da CMK 125’inci Md.nin uygulanmasına yönelik hukuki tartışmalara ve görüşmelere devam edilmiştir.

 

      Yapılan bilgilendirme ve hukuksal müzakerelere rağmen, nöbetçi hakimin aramadaki ısrarının sürmesi ve yeni bir mahkeme kararı alınması üzerine, Silahlı Kuvvetlerin çekinecek ve saklayacak hiçbir şeyi olmadığını göstermek, art niyetli kişi ve grupların, özellikle de bilinen bazı medya organlarının, “bazı şeylerin üzeri örtülüyor, bilgi-belge kaçırılıyor” tarzı hezeyanlarına fırsat vermemek maksadıyla, mahkeme kararına hemen itiraz edilmeyerek hakimin inceleme yapmasına karşı çıkılmamıştır.

 

      26/27 Aralık gecesi saat 00:15’de başlayan ve tek hakim tarafından yapılan inceleme, doğal olan dinlenmeler, yılbaşı tatili ve diğer ihtiyaçlar nedeniyle aralıklı olarak devam etmiş ve nihayet 20 Ocak 2010‘da saat 15:30’da sona ermiştir.

 

      Bu olay, başlangıçta “bir suikast girişimi” iddiasıyla ele alınmış, ancak sonradan gözaltına alınan tüm personele “Silahlı örgüt kurmak ve yönetmek, örgüt faaliyeti çerçevesinde hükümete karşı suça teşebbüs ettikleri” suçlaması yöneltilmiştir.

 

      Bu iddia ile ilgili olarak, 29 Aralık 2009 tarihinde, gözaltında bulunan sekiz askeri personelin savcılık sorgusu yapıldıktan sonra, 5’i serbest bırakılmış diğer 3’ü ise tutuklanmaları talebiyle mahkemeye sevk edilmişlerdir. Mahkeme tarafından yapılan inceleme sonucunda, 30 Aralık 2009 tarihinde saat 00:54’te 12’inci Ağır Ceza Mahkemesince, TCK’nın 314/1-2, 3713 sayılı kanunun 7/2 ve TCK’nın 313/1 maddelerine aykırılık suçunu işledikleri konusunda kuvvetli şüphenin varlığını gösteren olgu ve tutuklama nedeni bulunmadığından, tutuklanma taleplerinin reddine karar verilmiş ve söz konusu üç personel de serbest bırakılmışlardır. Savcılık, mahkemenin bu kararına yasal süre (yedi gün) içinde 05 Ocak 2009 tarihinde itiraz etmiş, ancak, bu itiraz, aynı gün yeterli delil olmadığından mahkeme heyetince tekrar reddedilmiştir.

 

      Bölge Başkanlığındaki tüm odaların savcı nezaretinde aranmasına hakim kararının bulunması nedeniyle müsaade edilmiştir. Devlet sırrı niteliğindeki evrakların bulunduğu özel bölümlerin aramasını düzenleyen CMK’nın 125’inci maddesi üzerinde hukuk adamlarının farklı görüşlerinin olduğu kamuoyunun malumlarıdır. Soruşturmanın bu safhasında, bu bölümlerde arama yapılmasının mümkün olmadığı görüşüne dayanarak arama yapılmasına itiraz edilebilirdi. Ancak, yeni bir mahkeme kararı alınması karşısında itiraz hakkımız saklı kalmak kaydıyla ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin çekineceği herhangi bir hususun bulunmadığını kamuoyuna göstermek ve bazı çevrelerce sürekli işlenen; suçluların gizlendiği, olayların üzerinin örtüldüğü gibi temelsiz, insafsız ve asılsız suçlamalara son vermek amacıyla, bu bölümlerde aramaya itiraz edilmemiştir.

 

      Arama yılın son mesai gününe kadar devam etmiş, son gün saat 15:38’de bu konuyla ilgili olarak, Genelkurmay Başkanlığınca, 11 Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığına 31 Aralık 2009 tarihli bir itiraz dilekçesi verilmiştir. Dilekçede, devlet sırrı niteliğindeki bilgileri içeren belge-kayıtların hakim tarafından incelenmesine yönelik arama kararının hukuka aykırı olduğu nedeniyle, bu kararın kaldırılması, devam etmekte olan incelemenin derhal durdurulması, şu ana kadar tek hakim tarafından yapılan inceleme işlemlerinde elde edilen belge ve evrak, elektronik ortamdakiler dahil hazırlanan tutanağın imhasına karar verilmesi talep edilmiştir.

 

      11’inci Ağır Ceza Mahkemesi, Genelkurmay Başkanlığı ve Milli Savunma Bakanlığından gelen itirazı incelemiş ve verdiği kararda, hakimin özel bölümlerde arama yapabileceğini ancak inceleme yapamayacağını, bu arama işleminin sadece, CMK’nın 119’uncu maddesindeki düzenleme dikkate alınarak soruşturma konusu fiille sınırlandırılması ve soruşturmanın niteliği, arama yapılan yerin özelliği ve yapılacak işlemlerin kapsamı gibi nedenler de gözetilerek aramanın en kısa sürede tamamlanarak sonuçlandırılması, arama tamamlandığında tutulacak tutanağın sadece soruşturma konusu delillerle ilgili bilgi ve belgelerle sınırlı tutulması karara bağlanmıştır. Ancak, bu karar da sorunu tam olarak çözememiştir. Gnkur. Adli Müşavirliği tarafından tekrar bir yazı ile mahkemeden “Arama” ile “İnceleme” arasındaki farkın ne olduğu sorulmuştur. Eş zamanlı olarak hakime, özel odada arama daveti yapılmış ve böylece bir engelleme olmadığı ortaya konulmuştur. Hakim tarafından, 4 Ocak 2010 Pazartesi günü arama/incelemeye kaldığı yerden devam edilmiştir. İkinci itiraz üzerine mahkemece; “verilen karar açıktır” gerekçesiyle ayrıca bir karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

 

      Ankara Seferberlik Bölge Başkanlığı, kurumsal olarak, kendisine verilen görevleri yapmaktadır. Ancak söz konusu aramalar nedeniyle, “Devlet sırrı” niteliğinde olan bazı planlarla ilgili olarak “Güvenlik prensibi” ihlali olmuştur. Mevcut usuller gereği, uzun yıllar büyük emek verilerek hazırlanan ve geliştirilen söz konusu planlar geçerliliğini kaybetmiştir. Bu nedenlerle, bu planlar iptal edilecektir.

 

      Diğer taraftan, olaylar abartılarak, çarpıtılarak ve önyargılı ifadelerle kamuoyuna verilmiştir. Burada amaç, kamuoyunda Türk Silahlı Kuvvetlerine karşı oluşturulmaya çalışılan olumsuz algıyı güçlendirmek ve toplum geneline yaymaktır. Örnek olarak, bir hukuki işlem olarak yapılan arama faaliyeti bazı basın-yayın organları tarafından kamuoyuna “Karargaha baskın” gibi abartılı ifadelerle aktarılmış, yine tüm birlik ve karargahlarda rutin olarak yapılan bir işlem olan evrak imha işlemi ise kamuoyuna “tüm belgeleri yaktılar” şeklinde takdim edilmeye çalışılmıştır.

 

      Bir diğer örnek ise, her bakımdan dikkat çekicidir. 31 Aralık 2009 tarihinde beyaz renkli iki ayrı askeri araç, bölge başkanlığında incelemeyi yapan hakimin aracını takip ettiği şüphesiyle polis tarafından durdurulmuştur. Bu konudaki resmi açıklama, detaylı olarak 1 Ocak 2010 tarihinde yapılmıştır. Burada şu noktalar gerçekten çok ilginçtir.

 

      - Olay 12:30 civarında olmuş, olayın oluş şekli görüntülü olarak medyada yer almıştır. Buradaki en önemli husus ise, durdurma işlemiyle birlikte haberin bir kısım medyada anında görüntülü haber olarak yer almasıdır. Yine 19 Aralık’taki olayda olduğu gibi bir haber ajansı, olay yerine herkesten önce gelmiş ve görüntüleri çekerek medyaya dağıtmıştır.

 

      - İlgili Cumhuriyet savcısı tarafından yapılan inceleme sonucunda, söz konusu askeri personel, aynı gün saat 22:00 civarında serbest bırakılmışlardır.

 

      - 1 Ocak 2010 tarihinde yapılan açıklamaya rağmen olay, yine bazı basın-yayın organlarınca çarpıtılmış ve söz konusu personelin “kamufle edilmiş askerler olduğu” gibi gülünç iddialara yer verilmiştir.

 

      Sonuç olarak; bu olaya askeri yargının görev alanı kapsamında bakıldığında, yargı sürecinin işleyişine karışmamakla beraber, özellikle arama tutanağındaki bilgiler doğrultusunda Ankara Seferberlik Bölge Başkanlığının görev ve yetki alanı dışında bir faaliyetinin tespit edilemediğini ifade etmemiz mümkündür.

 

      Bugün itibariyle, bu konuya ilişkin sizlere söylenebilecek hususları ilettik. Soru ve cevap bölümünde bu olayla ilgili, soruşturmanın gizliliği nedeniyle, başka soru sorulmamasını özellikle rica ediyoruz.

 

      Bütün bu süreçte yaşananlar, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin hukuka olan saygısının en açık göstergesidir. Türk Silahlı Kuvvetleri, önümüzdeki süreçte de bu kirli oyunları tezgahlayanların ve kendisini bir suç örgütüymüş gibi göstermek isteyenlerin, kafalarındaki önyargılardan sıyrılamayarak mesnetsiz suçlamalarına devam edeceklerinin bilincindedir. Şunun çok açık ve net bir biçimde bilinmesinde yarar vardır ki bu da; Türk Silahlı Kuvvetleri’nin hiçbir birimi kurumsal olarak yasa dışı bir faaliyetin içinde olmamıştır ve bundan sonra da olması mümkün değildir. Her kurumda olabileceği gibi, eğer bireysel hata yapan ya da suça bulaşanlar varsa, yetkili yargı mercileri gereğini yapacaklardır. Bu inançla, Türk Silahlı Kuvvetleri eskiden olduğu gibi gelecekte de tüm faaliyetlerini kendisine verilen yetki ve yasalar çerçevesinde sürdürmeye devam edecektir.

 

 

 

 

      BASIN BİLGİLENDİRME TOPLANTISINDA SORULAN SORULAR/CEVAPLAR

 

      Soru : 20 Ocak 2010 tarihinde bir gazetede yer alan iddialarla ilgili bir değerlendirme yapacak mısınız?

 

      Aslında açıklamamız çok açık, biz o tarihte 1’inci Ordu’da bir plan semineri olduğunu, o seminerde dış tehdide karşı yapılmış bir harekat planının, altını çizmek istiyorum ki bu planın ismi asla o iddia edilen isim değildir, bir kez daha altını çiziyorum, ki bu planın ismi asla o iddia edilen isim değildir ve o planla bağlantılı olarak geri bölge emniyeti ve sıkıyönetim uygulamasının görüşüldüğünü açıkladık.

 

      Bu konular dışında da iddia edilen hususlar için ise “aklı ve vicdanı olan hiçbir kimsenin kabul etmeyeceğini” diyerek kınadık.

 

      Acaba burada anlaşılmayan ne var?

 

      Ayrıca bu iddiaların ortaya atıldığındaki zamanlamaya dikkatinizi çekmek isterim.

 

      - Ankara Seferberlik Bölge Başkanlığındaki arama sona eriyor,

 

      - Anayasa Mahkemesi Askere sivil yargı yolunu açan yasayı görüşmek üzere gündeme alıyor,

 

      - Ve birden bire ortaya ne olduğu meçhul iddialar ve planlar çıkıyor.

 

      - Ve bugün yazılı medyaya baktığımız zaman da hangi konunun öne çıktığını açıkça görmektesiniz. Zaten amaç da bu.

 

      Soru : Bir gazetede bu planların 1’inci Ordu Karargahından çıktığı ve bir subay hakkında soruşturma açıldığı iddiaları var. Ne dersiniz?

 

      Türk Silahlı Kuvvetleri, bu tür bilgi sızdırma olaylarını çok ciddiyetle soruşturuyor. 1’inci Ordu’da da bu tür bir soruşturma var. Yürütülen soruşturma neticelenmeden, kesin bir hükme varamayız.

 

      Soru : Uzman Çavuş Serkan İPEK’in 17 Ocak 2010 tarihinde şehit olması ile ilgili yürütülen soruşturma hakkında bilgi verebilir misiniz?

 

      Konu ile ilgili olarak Kulp Cumhuriyet Savcılığı tarafından başlatılan soruşturma devam etmektedir.

 

      Soru : Mehmet Ali Ağca ile ilgili, (E) Orgeneral Necdet URUĞ’un açıklamaları hakkında ne düşünüyorsunuz?

 

      19’uncu Genelkurmay Başkanı (E) Orgeneral Sayın Necdet URUĞ, konuya ilişkin görüş ve düşüncelerini açıklamıştır. Bizim bu konuda ilave edeceğimiz bir husus yoktur.

 

      Ancak, bilinmelidir ki; 19’uncu Genelkurmay Başkanı (E) Orgeneral Sayın Necdet URUĞ; Türk Silahlı Kuvvetlerinin en saygın, en dürüst ve doğruluk timsali komutanlarından birisidir. Bilmeyenlere bu hususu hatırlatmakta yarar görüyoruz.

 

      Soru : Anayasa Mahkemesinin dün aldığı kararı nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

     Esas olarak müsaade ederseniz dün Anayasa Mahkemesinin vermiş olduğu kararla ilgili olarak değerlendirme yapmamız mümkün değil. Çünkü Anayasa’nın 145’inci Maddesinin hükmü çok açıktır. Bize göre de zaten bunu her yerde dile getirmiştik. Bu bağlamda verilen karara saygı duyuyoruz. Yalnız şunları açıklamak istiyorum. Tabi bu konuyla ilgili olarak Askeri Yargının görev alanına ilişkin çok farklı dikkatli okunmadan belki farklı yargılarla yanlış yorumlar yapılıyor. Yanlış bilgilendirmeler oluyor. O nedenle müsaade ederseniz Anayasanın 145’inci maddesi ve 357 sayılı Askeri Mahkemeler hususunda Yargılama Usulü Kanununun 9’uncu maddesi kapsamında Askeri Yargının görev alanı nasıl çizilmiştir. Hem Anayasal olarak, hem yasal olarak. Tabi ki Anayasadan alıyor gücünü öncelikle. Bu konuyu kısaca anlatmak istiyorum.

 

      Şimdi birinci olarak asker kişilerin askeri olan suçları askeri mahkemenin görev alanı içerisindedir. Bunlar ister askeri mahalde işlensin, isterse askeri mahal dışında işlensin. Bu suçlar askeri kişilerin askeri olan suçları olarak değerlendirilir. Bunlar nedir. Bunlar Askeri Ceza Kanununda yazılı suçlardır. Bir de Askeri Ceza Kanununda atıf yapan suçlardır. Gerek çeşitli maddelerde vardır bu, gerekse 54’üncü maddede çok genel bir atıf vardır. TCK’nın tüm hükümleri arasında kalanlara eski ismi ama bunun yeni karşılığı da vardır. Bu suçları asker şahıslar işlediği takdirde askeri mahkemelerin görevleridir. Bu bir.

 

      İkinci olarak asker kişilerin asker kişiler aleyhine işledikleri suçlar. İster askeri mahalde olsun, isterse askeri mahal dışında olsun bu şekilde işlenen suçlar Askeri Ceza Kanunu veya TCK’nda yer alması fark etmez bu suçlara da görev yetkisi Askeri Mahkemeye aittir. Bu da iki. Demek ki askeri suçlar bir, askerlerin askerlere karşı olan suçları iki.

 

      Üçüncüsü, asker kişilerin askerlik hizmet ve görevleri nedeniyle işledikleri suçlar. Kışla dışına bir görev nedeniyle bir yerden bir yere bir konvoy intikali gibi bir görev nedeniyle çıktı. Bu hizmetin ifası sırasında arabayla birine çarptı, yaralama yaptı. Bu konular Askeri Mahkemenin görev alanı içerisindedir.

 

      Dördüncüsü en önemli konu ki, Anayasa Mahkemesinin kararını da doğrudan doğruya ilgilendiren kısım burada. Birinci madde de vardı. Ama esas burada çok tartışılan bir konu. Asker kişilerin askeri mahallerde işledikleri suçlar. Eğer bir asker kişi, askeri mahalde bir suç işlemişse. Bu biraz önce söylediğim gibi Askeri Ceza Kanunu veya TCK’da yer alması fark etmez, diğer kanunlar da da olabilir. Bu durumda da görev Askeri Mahkemededir. Burada tartışma şuradaydı. Ceza Mahkemesi Kanunun 250’nci maddesinde Katalog suçlar vardır biliyorsunuz. Yani özel yetkili suçların, bu yargı çevresi içerisine giren suçların neler olduğu burada var. Haksız kazanç sağlamak için örgüt kurmak, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen uyuşturucu, uyarıcı madde ticareti yapmak, yine TCK’nın 4, 5, 6 ve 7’nci bölümde Devlet Güvenliğine karşı işlenen suçlar var, bunlar var, gizli bilgi, belgelerin sızdırılması var. Burada yazanları tek tek saymak istemiyorum. Bunlar, CMK 250’nci maddesinin iptaliyle yetkili savcılıklara ya da mahkemelere geçmiştir. Bu iptal ile yine askeri mahaller içerisinde işlenen suçlara da bundan sonra askeri mahkemeler bakacaktır. Sanıyorum anlaşıldı. Çok fazla yorum yapmak istemiyorum. Hepinize tekrar saygılar. Diğer yandan şu anda savcılıklarda soruşturması devam eden, ya da mahkemelerde yargılanması sürenlerin değerlendirilmesi ilgili savcılıklar ve mahkemeler tarafından yapılacaktır. Askeri yargı alanına giriyorsa gönderilmesi gerekir. Teşekkür ederiz.

 
 
 
Facebook'ta Paylaş
 
 
Yorum Yaz
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa | Word'e Aktar Word'e Aktar | Tavsiye Et Arkadaşlarına Gönder | Yorum Yaz Yorum Yaz | Facebook'ta Paylaş |

Güncel

En Çok Okunan Haberler

İletişim | Yazar Girişi | Kullanım Şartları ve Gizlilik | Sitene Ekle |