fikriyet
  Anasayfa | Resimler | Videolar | Yazar Ol | Yazar Girişi | Gönder | Facebook'ta Paylaş | adresi kaydet  Adresi Kaydet | Arama | RSS RSS

KATEGORİLER

  | kapat

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

HABER ARA


Gelişmiş Arama

Tayyip Erdoğan'a "siyasete girsinler" cevabı

Kategori  Kategori: Güncel Yorumlar  Yorum Sayısı : 0 Tarih  Tarih : 03-Nisan-2010, 15:28   : 1229
Cansu Deniz
Yazar: Cansu Deniz
Tayyip Erdoğan'a

Tayyip Erdoğan'ın sık sık tekrarladığı bir demagoji olan "o zaman siyasete girsinler" lafına Nuran Yıldız bir yazısı ile cevap verdi.

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Tayyip Erdoğan’ın sık sık tekrarladığı bir demagoji olan “o zaman siyasete girsinler” lafına Nuran Yıldız bir yazısı ile cevap verdi.

Türkiye’nin sorunları ile ilgilenen herkesin ille de siyasete girmesi gerektiğini düşünen Tayyip Erdoğan’a bu cevap yeterince açıklayıcı gibi görünüyor.

 

Tayyip Erdoğan, kendisinin ve partisinin yaptığı yanlışları eleştiren herkesi, devletin görevlilerini siyaset meydanına davet etme demagojisinden vazgeçer mi bilemeyiz ancak, kendisini eleştirenleri davet ettiği siyaset meydanında kendisi ne kadar kalabilecek, onu da zamanla göreceğiz.

 

Belki bir gün ülke sorunları ile ilgilenmek için ille de Facebook’da grup kurar gibi parti kurmak gerekmediğini, siyasete girmek gerekmediğini idrak eder.

 

İşte Nuran Yıldız’ın her konuşanı siyaset meydanına davet eden Tayyip Erdoğan’a cevabı:

 

“Bize, daha üniversite birinci sınıfta “Siyaset Bilimine Giriş” dersinde siyasi partilerin oluşumunu anlatmıştı hocamız Ahmet Taner Kışlalı.

 

Partilerin gelişimi demokrasinin gelişimine koşuttu.

 

İster parlamento içerisinde, isterse dışında doğsun siyasi partilerin iki önemli niteliğini de yazmıştık kafamıza; Birincisi, iktidara talip olmak için bir araya gelen kalabalıklar, ikincisi de benzer düşüncedeki kişilerin bir araya toplanmasıydı.

 

Parti dediğinin sosyal ya da siyasal temelleri olmalıydı mutlaka, öyle kafana göre kurulmuyorlardı, öyle öğrenmiştik okuduğumuz kitaplardan.

 

Başbakanla birlikte siyasete ilişkin asırlık teoriler de kendi kendini imha etmekte. Başbakanın ağzından her yeni günde, siyaset bilimcilerin zekâlarını zorlayan fikirler ve çözüm önerileri dökülüyor.

 

Halkın uyuşmuşluğuna paralel, siyaset bilimciler (yandaş olanlar haricinde) yeni tarz-ı siyaset karşısında eblehleşti, eblehleşecek haberiniz olsun.

 

Şimdilerde, hukuk adamlarının kendi görev alanlarındaki Anayasal değişikliklerle ilgili getirdikleri eleştirilere Başbakan şöyle yanıt veriyor: “O kadar siyasete meraklıysan cübbeni çıkart, parti kur siyasete gir.”

 

Şikayetin varsa ya parti kuracaksın ya da kuramadıysan susup oturacaksın!

 

Mesela ben “Ne olacak bu öğretim üyelerinin hali?” desem ve eklesem “Üniversitelerin katsayıdan daha önemli meseleleri var.” Nafile çene yorma. Parti kurmam şart. Kurdum, kurdum. Kuramadım konuşmak haram.

 

Eczacılar, doktorlar, ziraatçılar vs. hepsi parti kuracaklar mecbur. Söz söyleme özgürlüğü ile parti kurma zorunluluğu arasında sıkışıp kaldı derdi olan.

 

Varsayalım çıktınız Başbakanın karşısına. “Sayın Başbakanım bir maruzatım…” diyecek oluyorsunuz Başbakan yapıştırıyor soruyu: “Kurdun mu partini?”

 

İşin yoksa seninle aynı maruzatta 29 kişi daha bul ki partiyi kurabilesin SPK’ya göre (Madde 8).

 

Madem her söyleyecek sözü olan parti kurmalıymış, öyleyse mevcut partilerin işi ne, kapatın gitsin.”

 

http://www.nuranyildiz.com/aklimdan_gecen_2010_03_29.html

NOT: Nuran Yıldız bu yazıyı kendisine ait sayfasında 29 Mart 2010 tarihinde yazmıştır. Bu tarihten önce ve sonra Tayyip Erdoğan'dan sık sık "cübbeni çıkart, parti kur, siyasete gir" lafını duymuş olabilirsiniz. Biz en son bugün 03 Nisan 2010 tarihinde de duyduk..!

 
 
 
Facebook'ta Paylaş
 
 
Yorum Yaz
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa | Word'e Aktar Word'e Aktar | Tavsiye Et Arkadaşlarına Gönder | Yorum Yaz Yorum Yaz | Facebook'ta Paylaş |

Güncel

En Çok Okunan Haberler

İletişim | Yazar Girişi | Kullanım Şartları ve Gizlilik | Sitene Ekle |