fikriyet
  Anasayfa | Resimler | Videolar | Yazar Ol | Yazar Girişi | Gönder | Facebook'ta Paylaş | adresi kaydet  Adresi Kaydet | Arama | RSS RSS

KATEGORİLER

  | kapat

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

HABER ARA


Gelişmiş Arama

Şamil Tayyar ve Adem Yavuz Arslan talimat mı veriyor

Kategori  Kategori: Güncel Yorumlar  Yorum Sayısı : 3 Tarih  Tarih : 03-Mayıs-2010, 00:14   : 6389
Halil Filiz
Yazar: Halil Filiz
Şamil Tayyar ve Adem Yavuz Arslan talimat mı veriyor

Şamil Tayyar ve Adem Yavuz Arslan'ın yazıları adeta teröristlere ne yapmaları gerektiğinin talimatını verir gibi.

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Şamil Tayyar’ın 26 Nisan’da yazdığı aşağıdaki satırları dikkatlice okuyun. Adeta teröristlere ne yapmaları gerektiğinin talimatını verir gibi ifadeler:

 

“-Tunceli/Ovacık-Kuşluca ve Sarıtaş Jandarma karakollarına, Bingöl/Yedisu-Kabayel üs bölgeleri ve jandarma karakollarına, Van-Çaldıran askeri birliklerine, Şemdinli Gilmi Gediği ve Soğuk Tepe üs bölgesine baskın düzenlenebilir.

 

-Şırnak Gülyazı bölgesindeki Kopki tepe ve Geymuşule’ye uzak mesafeli atışlar yapılabilir.

 

-Diyarbakır Tepe, Kayacık ve Lice’deki Jandarma Karakol Komutanlıklarına eylem yapılabilir.

 

-Hatay Amanoslar’da uzaktan kumandalı mayın tuzakları kullanılabilir.

 

-Giresun ve Tokat’ta sol örgütlerle işbirliği yapılarak eyleme geçilebilir.

 

-Şehir merkezlerinde taşlı ve Molotoflu gösteriler yeniden organize edilebilir.”

 

-Mardin-Şırnak-Cizre-Silopi yol güzergahında rütbeli personel yol kesilerek kaçırılmak istenebilir."

 

Nerede nasıl eylem yapılabileceğini gazete ile ilan etmenin amacı ne Şamil..!

Devletin güvenlik birimleri, teröristlerin eylemlerini takip edip iki aydır gerekli önlemi aldığı halde,  Şamil’in bu satırları bu şekilde yazması insanın aklına kötü şeyler getiriyor.

 

İşte İlker Başbuğ’un açıklaması:

"Son dönemlerde terör örgütünün kendi içinde yapmış olduğu değerlendirmelere ve vermiş olduğu talimatlara bakarsak, Nisan ve Mayıs ayı itibariyle terör eylemlerinde bir artış ve tırmanma olabileceğini beklemekteydik.”

 

Milliyet’in 24 Nisan’da yaptığı bir habere göre bölgede askeri hareketlilik iki aydır devam ediyor.  Yani devletin güvenlik birimleri her şeyi biliyor ve takip ediyor. İşte haber:

 

“Hakkari'de, bahar aylarıyla birlikte başlayan askeri hareketlilik sürüyor. Bu akşam saatlerinde de askeri  mühimmat ve erzak taşıdığı öğrenilen 40 araçlık askeri konvoy Çukurca sınırına sevkedildi.

Mehmetçik, bahar aylarıyla birlikte PKK'lı teröristlerin Kuzey Irak'tan sızarak yapacağı eylemlere karşı sınır boylarına yığınağını sürdürüyor. Yaklaşık 2 aydır bölgede süren askeri hareketlilik bu akşam saatlerinde yeniden görüldü. Hakkari Dağ ve Komando Tugayı'ndan çıkan ve aralarında sivil kamyonların da bulunduğu 40 araçlık askeri konvoyun Hakkari'nin Irak sınırına sıfır nokta bulunan Çukurca İlçesi'ne doğru gittiği görüldü. İl merkezinden geçen ve içinde askeri mühimmat ile erzak bulunan askeri konvoy, olası bir saldırıya karşı sinyal karıştırıcı jammerlerla korundu.”

 

Eskiden askerin sevk ve hareketini istihbaratçılar, casuslar haber verirdi. Şimdi bu işi gazeteci adı altında haber verir gibi yapıyorlar. Teröristler ve düşmanlar, kim nerede ne zaman harekete geçti biliyorlar. Eylem yapacağı yerleri ve nerelere yaklaşmaması gerektiğini, nerelerden uzaklaşması gerektiğini bazı gazeteciler sayesinde öğreniyorlar..!

Teröristler kendilerine gelen talimatın nereden ve kimden geldiğini bilmiyorlarsa, emin olamıyorlarsa, bir iletişim karışıklığı varsa, bu tip haberlerle de harekete geçebilirler.

 

Şamil’in diğer bir cümlesi ise akla başka şeyler getiriyor:

“Hareket halindeki askeri konvoya pusu kurulması, bir baraja sabotaj, bir bakan, kanaat önderi veya milliyetçi hareketin bir temsilcisine suikast/saldırı, bir askeri üsse baskın yapılarak anayasa paketi ve açılımlar sabote edilmek istenebilir.”

 

"PKK’nın sınıra yakın bölgelere, özellikle Dağlıca ve çevresine 8-10 adet SA-7 füzesi getirerek füze sayısını arttırmaya çalışması, eylem hazırlıklarının önemli işareti gibi görülebilir. “

 

8-10 füzeyi niye yazdın Şamil? Askere haber vermek için mi..? Belki onların haberi yoktur diye mi..?

Bunu yazmanın amacı ne?

Yoksa helikopterler için Ortadoğu’daki füze pazarının reklamını yapmak mı?

Veya teröristlere kan kusturan helikopterlerin havalanmasını engellemek mi?

Helikopterlere gözdağı vermek mi?

 

Burada kuşku doğuran bir diğer olasılıkta şöyle:

Reşadiye olayından sonra PKK’yı masum göstermişler ve vahşeti sözde Ergenekon’a yıkmışlardı.

Bu defa teröristler saldırmadan önce sözde Ergenekon’a yıkmaya çalıştılar.

Domuzdan yana olanlar, bu defa olayı önce sözde Ergenekon’a yüklediler, sonra olaylar oldu.

Şamil’in terörist eylemleri ile ilgi kurduğu şu cümleye bakın:

“…anayasa paketi ve açılımlar sabote edilmek istenebilir”

 

Gareth Jenkins'in 23 Eylül 2009’da bir röportajında söyledikleri kehanet gibi ortaya çıkıyor:

“Evet, bu soruşturma üzerinden şimdi, Ergenekon PKK da dahil olmak üzere her şeyi yönetiyor sonucu çıkarılıyor. Bu özellikle ilk iki iddianamede böyle ele alınıyor. Öyle bir durum söz konusu ki, artık PKK herhangi bir eylem yapabilir ve sorumluluğu Ergenekon’a atabilir.”

2009’da o zamanlar inanması bile zor gelen şeyleri şimdi Şamil yazabiliyor..!

 

Teröristlerin yapacağı eylem için birileri ihbar mektupları ve kağıt parçalarındaki ifadelere oldukça benzeyen bir ihbar hazırlayıp, olayı anayasa paketi, açılımlar ve ergenekon ile ilişkilendirmek istemiş olabilir.

 

Meydana gelecek bir terör olayını, henüz olmadan sözde ergenekona, anayasaya paketine ve açılama bağlama cambazlığı mı yapılıyor?

 

Şamil Tayyar Star yazarı. Diğeri Bugün yazarı Adem Yavuz Arslan.

Aralarındaki ilişkiyi Adem Yavuz Arslan 28 Nisan 2010 tarihli yazısında şöyle ifade ediyor:

“Doğrudur, terör saldırısının nereden geleceğini kestirmek güçtür. Ama iki gazeteci 'Giresun'da saldırı olacak. PKK bazı radikal sol örgütlerle iş birliğine gidiyor' diye yazabiliyorsa, ortada 'başka türlü bir durum var' demektir.”

 

Teröristlerin eylemi ile ilgili son bir haftadır Adem’in yazdığı yazılar ile Şamil’in yazdıkları hemen hemen aynı.

 

“İmralı ve Kandil'in 'kanlı ve sansasyonel' eylem talimatı verdiği artık sır değil. Hatta Hakkari-Çukurca hattında sınırın öte yanında SA-7 füzeleri yerleştirildiği kesinlik kazanmış bir bilgi.”

 

“Kayıtlara giren potansiyel hedefler arasında; Tunceli-Ovacık ve Kuşluca ile Sarıtaş Jandarma karakolları, Bingöl-Yedisu-Kabayel Üs Bölgeleri, Van-Çaldıran, Hakkari-Şemdinli-Gilmi Gediği ve Soğuk Tepe üs bölgeleri, Şırnak-Gülyazı bölgesindeki Kopki Tepe, Geymuşule, Diyarbakır-Lice-Gelişen Karakolu, Diyarbakır-Tepe Jandarma Karakolu, Kayacık Karakolu var.

Yine verilere göre Tokat ve Giresun ile Hatay-Amanoslar yeni eylem bölgeleri seçilmiş.”

 

İşte Şamil ve Adem böyle çalışıyorlar..!

Adem’in kurduğu bir cümle ise askerden rahatsız olan  PKK destekçilerinin sık kullandığı ifadelere benziyor:

“Bedelliye karşı olmak askerliğe taraftar olmak anlamına da gelmez. Zorunlu askerlik demode bir uygulama.

Askerlik de gazetecilik, doktorluk, öğretmenlik gibi bir iştir ve tercih edilirse yapılmalıdır. Asker olmak isteyen, tercih eden olur. Maaşını alır, hizmetini verir.”

 

Maaşı verene hizmet etme zihniyetinde olan Adem, acaba kime hizmet ediyor..?

 

Ve İlker Başbuğ’un basının bir bölümü içindeki hainlerle ilgili sert açıklaması:

 

“Bugün bir olay oluyor, daha olayla ilgili elinizde en ufak bir bilgi yok, en ufak bir şey yok, hemen olayla  ilgili olarak komplo senaryoları ortaya atmak ve her şeyde Türk Silahlı  Kuvvetleri'ni eksik ve hatalı olarak göstermek hainliktir.

Bir kere her şeyden evvel, bu şehitlere haksızlık yapıyorsunuz. Hakkınız  yok. Orada kahramanca çarpışan, hayatını feda etmekten çekinmeyen 70 tane  astsubayım, uzmanım, erbaş, erim var. Onlara bu haksızlığı yapamazsınız. Bu kadar  hainlik olmaz. Ben size ifade ettim, biz bin noktada da yeterli kuvvetle, güçlü  bulunmak zorundayız. Hava şartlarını biliyoruz, bölgeyi takviye edemeyiz. Her  şeyi biliyoruz. Dünkü olayda sağlanamayan bir tek silahlı helikopterdir. Silahlı  helikopter de hava şartları müsait değil, nasıl göndereceksiniz? Onun dışında her  şey yeterlidir. Kahramanca mücadele edilmiştir. Ancak bunun altında hala nedenler  aramak, komplolar sürmek... Utansınlar. Mütareke basını bile böyle değildi

 

Elbette hatamız varsa yerine getirmek bizim görevimiz, karşı tedbirleri  almak. Ama haksızlıklara hayır. Kötü niyetlilere hayır. Her vesileyle Silahlı  Kuvvetler'e saldırmayı kendine görev addeden başka bir görevi yok bu basının, bu  medyanın. Yok. Ayıptır. Ben gerçekten İstiklal Savaşı'ndaki mütareke basınının  bile bunlardan daha düzgün, daha sağlıklı olduğunu düşünüyorum. Bu kadar hain  değildiler.

 

Bakın, uzmanımız şehit oluyor, deniliyor ki 'Niye uzmanlar yalnızca şehit  oluyor?' Bu ne kadar ayıptır? Bu ne biçim insanlıktır? Ben erimle, erbaşımla,  uzmanımla, astsubayımla, subayımla, generalimle nasıl ayırım yaparız? Bizim için  her can önemlidir, değerlidir. Yani subayın canı daha fazla değerli, astsubayın  az... Bu ne kadar hainliktir. Bunu açıkça ifade ediyorlar, 'Niye uzmanlar şehit  oluyor?' Sanki bunu söyleyenler uzmanları çok seviyor, onların çok hakkını  koruyor. Hayır arkadaşlar, bu değil. Bu tamamen Silahlı Kuvvetler personeli  arasına nifak sokmak. Bu adiliktir. 'Niçin uzmanlar yalnızca şehit oluyor?'.  Ertesi gün çıkıyorsunuz, 'Niye subay şehit olmuyor?'. Utansınlar.

 

Bugün 6 tane şehidimiz var, iki günde. Bir subay, bir astsubay, bir uzman  çavuş, üç tane Mehmetçiğimiz. Bunlar omuz omuza görev yapıyor. Bana göstersinler  hangi orduda tugayının başında 20, 30 gün harekata katılan general var? Hangi  orduda? Terbiyesizliktir artık bu. Çıksınlar bana desinler ki, şu orduda  başındaki tugay komutanı, tugayıyla birlikte 30 gün, Mehmetçiğiyle beraber  yürüyerek harekata gider. Göstersinler bir örneğini. Özellikle ön yargılı  olmayan, olaylara objektif bakan, elbette doğru olduğu zaman eleştiri yapan  basına saygılıyım, tüm basına saygılıyım. Onları bir kenara bırakıyorum ama  sadece ve sadece haksız yere, yalanlara dayalı olarak Silahlı Kuvvetlere saldırı  için her vesileyi kullanan basını lanetliyorum. Zannetmesinler ki onlar böyle  yaparak Türk Silahlı Kuvvetlerinin kararlılığını, moral ve azmi zarara  uğratıyorlar. Hayır. Bilakis onların bu saldırıları bizi daha çok  bütünleştiriyor, bizi daha çok kararlı hale getiriyor”

 

İlker Başbuğ’un Tunceli’deki olayla ilgili diğer açıklamaları:

 

"Son dönemlerde terör örgütünün kendi içinde yapmış olduğu değerlendirmelere ve vermiş olduğu talimatlara bakarsak, Nisan ve Mayıs ayı itibariyle terör eylemlerinde bir artış ve tırmanma olabileceğini beklemekteydik.”

 

“Son iki günde Çukurca'da bir mayın olayıyla verdiğimiz bir şehit, Cuma akşamı Tunceli Nazmiye Sarıyayla Karakolu'na yapılan saldırıda verdiğimiz 4 şehit ve dün akşam Diyarbakır Lice Abalı Karakolu'na yapılan saldırıda verdiğimiz bir şehidimiz var. Cuma akşamı Sarıyayla Karakolu'na yapılan saldırı ile ilgili bir iki değerlendirmeyi sizinle paylaşmak istiyorum. Defalarca söyledik. Bizim özellikle 3. Ordu ve 2. Ordu bölgesinde sınır hattı da dahil olmak üzere yurt içinde binden fazla karakolumuz ve bağımsız görev yapan birliğimiz var. Elbette her zaman düşündüğümüz şudur. Bu bini aşkın karakol ve üs bölgesinde görev yapacak birliklerimiz her halükârda kendi kendine yeterli olmak durumundadır. Bu birliklerimiz herhangi bir saldırı anında bu saldırı ile mücadele edebilecek güçte ve yetenektedir. Bundan kimsenin şüphesi olmasın.

 

Karakol komutanı astsubayımız, bir uzman çavuşumuz ve iki Mehmetçiğimiz şehit oldu. Orada görüldüğü gibi astsubayımız, uzman çavuşumuz ile erbaş ve erlerimiz omuz omuza çatışmışlar ve mücadele etmişlerdir. O karakol orada niçin var? O karakol orada bölgedeki insanımızın güvenliğini sağlamak, onların savunmasını sağlamak ve o alanları teröristlere boş bırakmamak için var. Hava şartlarının kötülüğünden dolayı bir tek orada sağlanamayan, silahlı helikopterlerin saldırı esnasında kullanılamamasıdır. Orada şehit olan dört askerimiz ve çatışmaya giren 70'e yakın astsubayımız, uzmanımız, erbaş ve erimiz kahramanca mücadele etmiş ve görevlerini yerine getirmiştir."

 

 
 
Facebook'ta Paylaş
 

 

Kaynaklar ve daha fazlası:

http://www.stargazete.com/gazete/yazar/samil-tayyar/kaos-plani-haber-257519.htm

http://www.bugun.com.tr/kose-yazisi/100448-ocalan-eylem-talimatini-niye-verdi-makalesi.aspx

http://haber.gazetevatan.com/org-basbugdan-tunceli-aciklamasi/303306/1/Gundem

http://www.milliyet.com.tr/sinira-askeri-yiginak-suruyor/turkiye/sondakika/24.04.2010/1229400/default.htm

http://www.hurriyet.com.tr/gundem/14594456.asp?gid=373

http://www.bbc.co.uk/turkce/ozeldosyalar/2009/09/090916_gareth_jenkins.shtml

http://www.fikriyet.com/anasayfa/haber_detay.asp?haberID=507

 

tunceli nazimiye sarıyayla şehit
 
 
 
Facebook'ta Paylaş
 
 
Yorum Yaz
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa | Word'e Aktar Word'e Aktar | Tavsiye Et Arkadaşlarına Gönder | Yorum Yaz Yorum Yaz | Facebook'ta Paylaş |

Bu habere toplam 3 yorum yazılmıştır.

Mert [ 03-Mayıs-2010, 18:08 ]
Terörsitler saldırdıktan son bir kısım medya da TSK'ya saldırmaya başladığınıa göre, galiba o bir kısım medya ile teröristler arasında karşılıklı iş birliği var. "Siz saldırın, arkadan biz geliyoruz." gibi. Bir işbirliği var ama nasıl.. Sanki TSK'ya saldırmak için o askerleri şehit ettirdiler gibi.
aynur_48 [ 03-Mayıs-2010, 17:58 ]
Hainlere soruyorum.. PKK'nın hiç mi suçu yok, biraz da PKK yı suçlayıp eleştirsenize terbiyesizler... Niye PKK'nın yaptığı bu teröristliği eleştiremiyorsunuz..?
hainlerrrrrr..! [ 03-Mayıs-2010, 14:45 ]
Bazılarının BUNU ÖNCEDEN BİLMELERİ çok iğrenç bir ilişkiyi akla getiriyor. Tunceli'deki olay TSK yı karalamak için, saldırmak için yapılmış bir saldırıdır. Psikolojik harekata zemin hazırlamak için yapılmış bir saldırı. Dağlıca veya Aktütün gibi. TSK ya karşı psikolojik savaş yürüten malum basının haberleri de bunu doğruluyor. Bu klasik PKK eyleminden çok, PKK ile dış güçlerin birlikte yaptığı bir eylem..! İçerdeki hainler de bunlarla beraber çalışıyor.

Yorumların tamamını okumak için tıklayın.

Güncel

En Çok Okunan Haberler

İletişim | Yazar Girişi | Kullanım Şartları ve Gizlilik | Sitene Ekle |