fikriyet
  Anasayfa | Resimler | Videolar | Yazar Ol | Yazar Girişi | Gönder | Facebook'ta Paylaş | adresi kaydet  Adresi Kaydet | Arama | RSS RSS

KATEGORİLER

  | kapat

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

HABER ARA


Gelişmiş Arama

İsrail, Kuzey Irak'ı ve PKK'yı neden destekliyor?

Kategori  Kategori: Güncel Yorumlar  Yorum Sayısı : 0 Tarih  Tarih : 12-Temmuz-2010, 15:30   : 1686
Davut Türkoğlu
Yazar: Davut Türkoğlu
İsrail, Kuzey Irak'ı ve PKK'yı neden destekliyor?

Tayyip Erdoğan'ının İsrail'i ima ederek "PKK taşeron örgüttür" sözünden sonra daha fazla konuşulmaya başlanan İsrail-Kuzey Irak-PKK ilişkisi ile ilgili yeni konular gündeme gelmeye devam ediyor.

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Tayyip Erdoğan’ın İsrail’i ima ederek  “PKK taşeron örgüttür” sözünden sonra daha fazla konuşulmaya başlanan İsrail-Kuzey Irak-PKK ilişkisi ile ilgili yeni konular gündeme gelmeye devam ediyor.

 

Bahçeşehir Üniversitesi Uluslararası Güvenlik ve Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkanı Ercan Çitlioğlu, terör ve istihbarat konularında Türkiye'deki en önemli isimlerden biri.

 

Akşam’dan Şenay Yıldız’a bir röportaj veren Çiftçioğlu, Kuzey Irak ile ilgili çok çarpıcı noktalara değindi.

 

İşte o röportajdan bazı satırlar:

 

- Barzani gerçekten bir şey yapabilecek güçte mi Irak'ın mevcut dengeleri içinde?

 

Irak'ta şu anda gerçek otorite kim? ABD mi, çok parçalı merkezi Irak yönetimi mi? Barzani ve Talabani'nin oradaki PKK varlığına silahlı bir harekette bulunmalarını beklemememiz gerekir. Bunu yapmazlar.  İsteseler de yapamazlar. Bulundukları ve gelecekte aradıkları konum itibarıyla kendi etnisitelerine mensup birine terörist dahi olsalar silah kullanmayı hiçbir şekilde seçmezler.

 

- Kandil'deki lider kadroyu teslim ederler mi?

 

Hayır. Barzani ve Talabani arasındaki rekabeti, her iki aşiret arasındaki rekabetin devam ettiğini düşündüğümüzde, kendi etnisitelerine mensup bir grubu pasifize edip cezalandırılmak üzere Türkiye'ye teslim etmeleri, onların Türkiye'de, Irak'ta, İran'da ve Suriye'de yaşamakta olan aynı etnik gruba mensup olanlar nezdinde sağladıkları güven ve itibarın bir anda sıfırlanmasına yol açar. Gelecek tasarımlarını dikkate aldığımızda, böyle bir talebi onlardan beklemenin aşırı iyimserlik olduğunu düşünüyorum. Ama en azından lojistik desteği kesebilirler ama Irak'taki diğer meseleler çözülmeden bu da çok gerçekçi değil. Bir de Irak'ın kuzeyindeki İsrail meselesi var.

 

- Bu konuyu açar mısınız biraz?

 

Bu Türkiye'de komplo teorileri olarak gündeme getiriliyor ama köken alanında birtakım gerçeklikler var. Nedir o? Kürt Yahudiler meselesi. Irak'ın kökeninde özellikle Saddam döneminde yaşayan Yahudi asıllı Kürtlerin sayıları 150 bin civarındaydı ve bunların hemen tümü Saddam'ın baskılarına dayanamayarak İsrail'e kaçtı. Hatta bunların arasında İsrail'de Genelkurmay Başkanlığı'na kadar yükselenler oldu. Sanıyorum bundan 10 yıl önce, Tel Aviv'de Kürtlerle Yahudilerin baba tarafından aynı genlerden geldiğine ilişkin bilimsel antropolojik bir araştırmanın sonuçları yayınlandı. Dolayısıyla böyle bir ilişkinin gen akrabalığının varlığından yola çıkarak bu soruyu yanıtlamak mümkün. Ayrıca, ABD işgali sonrası Yahudi asıllı Kürtler tekrar Irak'ın kuzeyine gelmeye başladı. Ve oralarda hem eski yerleşim birimlerine dönmeye başladı hem de kendilerine araziler verildi. Artı, İsrail ordusundan emekli olduğu söylenen (İsrail hala orduda oldukları iddiasını reddediyor) subaylar, bugün Kuzey Irak'ta peşmergeyi, hatta onların özel kuvvetlerini eğitiyor. Dolayısıyla İsrail, Kuzey Irak'ta var mı sorusunun yanıtı evet var.

 

- Siz bunu istihbarat bilgilerinize dayanarak mı söylüyorsunuz?

 

Evet.

 

- Devlet de bunu biliyor mu?

 

Bu sır kimliğinde bir bilgi değil. Biraz geçmişe dönersek, Halepçe Katliamı sırasında, ABD'nin o dönemde eğittiği 5 bin peşmerge, Kuzey Irak'tan Guam Adası'na oradan da Amerika'ya götürüldü. Bunlar da şu anda döndü. Demek ki K. Irak'ta ABD de var her yerinde olduğu gibi. Şu anda 'De Facto' devlet konumundaki K. Irak'ın bürokratik kadroları da Macaristan'da ABD tarafından yetiştiriliyor. Bu nedenle Irak'ta bugün çoklu bir denklemle karşı karşıyayız. 

 

……………

 

-  Yani, TSK'ya karşı psikolojik savaş mı yürütülüyor sizce?

 

Sadece TSK'ya karşı değil, sisteme, devlete karşı bir psikolojik savaş var. TSK sistemi koruyan güçler içerisinde en büyüğü ve silahlı gücü olanı olduğu için, bu kampanyalardan en büyük zararı TSK gördü. Ama devleti var eden tüm kurumlar, yargı, üniversiteler, Türkiye'deki toplumsal doku da güçleri oranında saldırı altında. Bunu Türkiye içerisinden biri yapmaz. Kim ülkesinin, devletinin zayıflamasını ister. Devlet çökerse, siz çökmüş bir devletin yönetimine talip olamazsınız, o zaman siyaset dünyası da çöker.

 

 

- PKK, etnik milliyetçiliğe dayalı, yığınsal kimlikli bir terör örgütü. 40 yıla yakın süredir varlığını sürdüren bir yapı. Bunu bu kadar süredir bağışlarla sürdürülebilmesi mümkün müdür?

 

Değil.   O noktada, bazı devletlerin veya onların gizli servislerinin, kendi ulusal çıkarlarının yerine getirilmesi için, terör örgütlerine destek verdikleri noktasına varıyoruz. Bir istihbarat servisi bir terör örgütüne yardım ederse, hizmet bekler. Bu bir alışveriştir çünkü. Hizmet vermeyen birine bir servis yardım etmez. Dolayısıyla, terör örgütlerinin doğasının sonucu olarak taşeronluk dediğimiz olgu ortaya çıkar. Literatüre yeni giren 'proxy wars' (vekaleten savaş) diye bir olgu var. Artık devletler kendileri savaşa girmiyor. Terör örgütleri vasıtasıyla savaş yapıyor. Yunanistan ve Suriye yıllarca kendi çıkarları için PKK'yı kullanmadı mı? Apo'nun cebinden hangi pasaport çıktı? Halen canlı bombalar Yunanistan'dan sızmıyor mu? Bunu İsrail de, ABD de yapabilir. Dünyada bunu yapmayan devlet yok. Doğal korunma refleksidir bu devletlerin.”

 
 
 
Facebook'ta Paylaş
 
 
Yorum Yaz
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa | Word'e Aktar Word'e Aktar | Tavsiye Et Arkadaşlarına Gönder | Yorum Yaz Yorum Yaz | Facebook'ta Paylaş |

Güncel

En Çok Okunan Haberler

İletişim | Yazar Girişi | Kullanım Şartları ve Gizlilik | Sitene Ekle |