fikriyet
  Anasayfa | Resimler | Videolar | Yazar Ol | Yazar Girişi | Gönder | Facebook'ta Paylaş | adresi kaydet  Adresi Kaydet | Arama | RSS RSS

KATEGORİLER

  | kapat

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

HABER ARA


Gelişmiş Arama

Polis içindeki CIA ve FBI işbirlikçisi şer odağı

Kategori  Kategori: Güncel Yorumlar  Yorum Sayısı : 1 Tarih  Tarih : 31-Temmuz-2010, 20:34   : 4117
Davut Türkoğlu
Yazar: Davut Türkoğlu
Polis içindeki CIA ve FBI işbirlikçisi şer odağı

Ülkenin altını üstüne getiren ve özellikle medya üzerinden yürüttükleri savaşlarda etkileri görünen şer odağını inceliyoruz. Bu örgüt giderek tehlikeli sonuçlar ortaya çıkarmaya başlıyor.

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

“Hiç şüphe yok ki, karşımızda bir organizasyon var. Organizasyonun kimlerden oluştuğu, kaç kişi oldukları konusunda bir bilgimiz yok. Ama üç aşağı beş yukarı bir tahmin yürütebiliyoruz.

En azından organizasyonun yürüttüğü operasyonların sonuçlarına bakarak, taktik ve stratejik amaçlarını pekâlâ okuyabiliyoruz. Hemen belirtelim, karşımızda yüksek bir siyasi zekâ var.

Bu arada, organizasyonun teknolojiye hâkimiyetinin mükemmel olduğunu, özellikle bir odada yapılan konuşmaları uzaktan ya da yakından kaydedebilecek teknolojiye sahip olduğunu anlıyoruz.

Kayıt tamamlandığında, bantlar genellikle internette seçilmiş bazı sitelere gönderiliyor. Konuşmaların, bu sitelerde yayına konmak suretiyle basına ve oradan da kamuoyuna ulaşması hedefleniyor.

 

Böyle anlatıyordu  Milliyet’den Sedat Ergin, bir yıldan daha uzun bir süre önce. Henüz işler bugünkü safhaya gelmeden.

 

Aşağıdaki satırlarda o “organizasyon” dibine kadar anlatılıyor. Hatta isim isim.

Ama önce onlara söylemek istediğimizi “anlamayacakları dilden” bir kez daha söylemiş olalım:

 

CIA içindeki bir kısım odaklar size babasının hayrına şeriat getirivermez.

Onların Türkiye’ye getiriverecekleri şeriat, Irak’a getirdikleri demokrasi gibi olur.

Sonuçta hergün bir yerlerde bombaların patladığı, bölünmüş, parçalanmış, işgal edilmiş, yabancı devletlerin sömürdüğü bir kukla devlet ortaya çıkar. Anayasasını da yapıverirler..!

 

Osmanlı’ya demokrasiyi getirdiklerini düşünen Jön Türkler de sizin gibi çok heyecanlıydı.

Şimdi CIA’nın üstlendiği işi o zaman İngiliz Ajanları yapıyordu.

 

Bakın tarihe ve koca bir Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılmasına sebep olan 31 Mart Vak’ası’nda, II.Abdülhamit’e başkaldıran Said Nursi’nin yaptıklarından, ölmeden önceki fayda etmeyen pişmanlıklarından ders alın.

 

Eğer ondan ders almak zorunuza gidiyorsa, İngiliz Ajanları ile işbirliği yapanların akıbetlerini inceleyin..!

 

Ve gelelim şimdi o odaklarla ilgili yazılara:

 

İlki Soner Yalçın’ın 18.04.2009 tarihli eski bir yazısı:

 

 “ANAP döneminde İçişleri Bakanlığı yavaş yavaş Nakşibendi ve Nurcu cemaatlerin kontrolüne geçti. Ancak Nurcu cemaat bir uyanıklık yaparak personel daire başkanlığı gibi kritik makamı ele geçirdi. Ardından istediği atamaları yaptı. Nakşibendileri bile tasfiye etti.

Uzatmayalım, aslında bunlar bilinmeyen gerçekler değil.

Gelelim sonuca…

Türkiye bir yılı aşkındır Ergenekon soruşturması gerginliğini yaşıyor.

Herkes bu “derin” soruşturmayı yürüten; TSK içinde korkusuzca “cuntacı generaller” arayan emniyet görevlilerini merak ediyor.

Sahi kim bunlar?

Kimi “emniyet içindeki cemaatçiler” diyor;  kimi “ABD’de yüksek öğrenim görmüş bilgili çocuklar” diye konuşuyor, yazıyor.

Kimi de Utah’ta bulunan cemaatçi polislerden, Teksas’ta “Türk Polisi Eğitim Enstitüsü” TIPS’ten, Washington’da CIA ve FBI ile içli dışlı olan “Güvenlik ve Demokrasi için Türk Enstitüsü” adıyla kurulan TISD’den söz ediyor. (Bakınız; odatv.com)

Sedat Ergin Milliyet’te yazdı:“Hiç şüphe yok ki, karşımızda bir organizasyon var. Organizasyonun kimlerden oluştuğu, kaç kişi oldukları konusunda bir bilgimiz yok. Ama üç aşağı beş yukarı bir tahmin yürütebiliyoruz.” (14.02.2009)

Kuşkusuz zaman bu “derin organizasyonun” aktörlerini ortaya çıkaracaktır.”

 

Odatv’nin yukarıdaki satırlarda geçen “Utah’ta bulunan cemaatçi polisler” ile ilgili araştırması:

 

“Bilindiği gibi Türkiye’yi karıştıran, tartışmalara neden olan  pek çok belge Utah üzerinden geliyor. Utah’ta bulunan bir grup, çeşitli internet siteleri aracılığıyla bu belgeleri yayınlıyor. Ve bu belgeler kısa sürede Türkiye’nin gündemine oturuyor.”

 

İşte Odatv’nin, bundan 2 yıl önce, Türkiye henüz sahte belge ve video kazanına dönmeden çok önce yazdığı o haber. Bu yazı yazıldığında henüz montaj videolar sonucu albaylar intihar etmemiş, balyoz valizi Taraf’a ulaşmamış, ve Deniz Baykal’a bir video ile komplo-şantaj düzenlenmemişti… !

 

“ABD’nin başkenti Washington’da önemli bir Türk kuruluşu var.

Adı: "Turkish Institute for Security and Democracy" (TISD).

Yani: "Güvenlik ve Demokrasi için Türk Enstitüsü."

Enstitüyü kuranlar Türk Emniyet Teşkilatı üyeleri; yani Türk polisi.

 

TISD kendi yayınlarında kurumu,  “Türk Emniyet Teşkilatı’nın ABD’deki yüzü” olarak tanımlıyor.

Amaçlarını şöyle özetliyorlar:

ABD’ye okuma amaçlı gelen polis memurlarına burs, barınma ve akademi olanakları sağlamak.

Yani, TISD  Türk polisinin ABD’de eğitilmesine yardımcı oluyor.

Peki, ABD'ye giden Türk polisi sayısı hayli fazla mıydı?

 

Önce birkaç not yazalım:

1999–2003  yılları arasında Emniyet Teşkilatı yönetmeliklerinde bir dizi değişiklik yapıldı.

Bundan sonra Polis Akademisi mezunu olan polislerin yabancı dilleri iyiyse ve emniyet teşkilatı da uygun görürse, eğitim amaçla yurt dışına çıkabileceklerdi.

İlginçtir, bu yönetmelik değişimi sonrasında yurtdışına giden polislerin neredeyse tamamı ABD’ye gitti. Sayılara bakıldığında ABD dışında başka bir ülkede lisansüstü eğitim yapan polis sayısı ABD’ye gidenlerin %2’si kadardı!

 

YÖK BAŞKANI

 

Şimdi gelelim konuyla ilgili bir ayrıntıya...

Yönetmelik değişikliğinin yapıldığı yıllarda Polis Akademisi'nde hocalık yapan YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan’a polis tarafından bir enstitü kurma fikri iletildi.

O dönemde Yusuf Ziya Özcan, ODTÜ Sosyoloji Bölüm Başkanıydı.

Yusuf Ziya Özcan öneriyi ODTÜ Rektörü Ömer Saatçioğlu'na götürdü.

Özcan ve Saatçioğlu konuya sıcak baktılar. 2000 yılında Emniyet Genel Müdürlüğü ile "Uluslararası Güvenlik ve İnsan Hakları Araştırma Merkezi" kurulması konusunda anlaşma imzaladılar.

YÖK de bu merkezin kuruluşa onay verdi.

Böylelikle polis eğitimi için bir merkez ilk defa ODTÜ’de kuruldu.

Üzerinden çok zaman geçmedi.

Bu kez Yusuf Ziya Özcan’a ODTÜ’de kurulan enstitü gibi benzer bir enstitüyü ABD'nin Kuzey Teksas Üniversitesi’nde kurma teklifi geldi.

Ve kısa sonra da Kuzey Teksas Üniversitesi’nde TIPS (Turkish Institute for Police Studies-Polis Eğitimi için Türk Enstitüsü) kuruluşu gerçekleşti.

Aynı yıl 65 polis eğitim için Teksas'a gönderildi.

Bitmedi.

Yakın zamanda ise TIPS, Washington’da TISD haline dönüştü.

 

Bu bilgilerden sonra gelelim sorulara:

 

-NEDEN Teksas Üniversitesi, Türk Polisi’ni eğitmek için bir enstitü kurdu?

-NEDEN Türkiye'den gelen polislere bizzat burs vermektedirler?

-NEDEN ABD'ye giden polislerin çoğunluğu Teksas Üniversitesi burslusudur?

 

Bu sorular oldukça anlamlıdır…

Bakınız daha eğitimlerde neler yapıldığı, dersleri neden CIA görevlilerinin verdiğini, nasıl bir bilgi alışverişinde bulunulduğunu vb sormadık. Geleceğiz...

 

Bilgilerimizi sıralamaya devam edelim. Ve Teksas'tan tekrar ABD'nin başkentine dönelim...

 

SAMİH TEYMUR KİM?

 

TISD’in başında emniyet mensubu Komiser Samih Teymur bulunuyor.

Samih Teymur 1990 yılında komiser yardımcısı olarak Polis Akademisi’nden mezun oldu.

Ardından Terörle Mücadele Şubesi’nde göreve başladı.

2002 yılında ise ABD’ye yüksek lisans yapması için gönderildi.

Doğal olarak Teksas'a gitti. University of North Texas’ta “Criminal Justice” programına başladı. Master eğitimini tamamlayarak aynı üniversitede “Information Science” bölümünde doktora kabulü aldı ve halen doktora eğitimime devam etmektedir.

Ancak.

Tıpkı Emrullah Uslu olayında olduğu gibi doktora öğrencisi Samih Teymur da 6 yıldır Türkiye'ye gelip görevine başlamıyor!

Bilindiği gibi bir memurun 4 yıldan fazla yurtdışında kalabilmesi için MİT mensubu olması gerekiyor. Yasa MİT mensubu olmayan memurlara 4 yıldan fazla yurtdışında kalmasına izin vermiyor.

O halde...

ABD'ye gidip uzun yıllar orada kalan polisler niye geri dönmüyor?

Orada neler yapıyorlar ki devlet bunlara göz yumuyor?

İlginç, deyip devam edelim...

 

Samih Teymur kendini saklayan biri değil. Medyaya röportajlar veriyor.

Bu röportajlarında sıkça bir konunun altını çiziyor: TISD; Amerika'da CIA ve FBI yetkilileri ile oldukça sıcak ilişkilere sahip.

Ayrıca:

TISD’in ABD’de ilişkide olduğu polislerden biri olan ve daha önce Utah dosyamızda adını duyurduğumuz komiser Fatih Balcı’nın yazılarından öğrendiğimize göre, TISD’in NATO ile yaptığı ortak projeler de mevcut.

Örneğin: TISD, NATO ile birlikte ABD’nin başkenti Washington DC’de 8–9 Eylül 2006 tarihlerinde "Terörizmin Uluslararası Alandaki Etkilerini Anlamak ve Mücadele Etmek" başlıklı bir çalışma gerçekleştirdi.

 

GUANTANAMO

 

TISD Başkanı Samih Teymur CIA ve FBI ile yaptığı görüşmelerde kendilerine inanılmaz tekliflerde de bulundugunu rahatlıkla açıklıyor.

Komiser Samih Teymur, Amerikan istihbarat birimleri ile yaptığı görüşmede, Guantanamo’daki sorgulamalara Türk polisi olarak girmeyi önerdiğini rahatlıkla açıklıyor!

Şaşırmamak elde değil, Komiser Teymur bu önerisinin yasalarımıza göre suç teşkil ettiğini bilmiyor mu?

(fikriyet'in notu: Guantanamo ve Silivri benzerliği için bakınız:

 

Bu önerisini gördükten sonra, Samih Teymur, FBI ve CIA yetkilileri ile terörle mücadele konusunda ortak çalışmalar yürütülmesini savunması şaşırtıcı değil.  Bunun için ABD’de kulis çalışmaları yürüttüğünü de gizlemiyor. Ortak projeler ile karşılıklı deney aktarımı gerçekleştirildiğini söylüyor. Ancak Teymur’un FBI ve CIA’ya hangi deneyini aktardığı ayrı bir tartışma konusu.

Şöyle ki:

Komiser Teymur'a göre TISD, FBI’ya çok ilginç bir öneride de bulundu:

FBI’ya Türkiye’de “Terörle Mücadele Merkezi” açılmasını önerdi! Bu büro sayesinde FBI ve Türk polisi Türkiye’de terörün önlenmesinde ortak faaliyet yürütebilecekti.

Sahiden komiser Samih Teymur kim?

Dışişleri ve Savunma Bakanlığı’nın FBI'ya yapılan bu öneriden haberi var mı?

Genelkurmay Başkanlığı’nın bu ortaklığa dair bir çalışması bulunuyor mu?

Bu resmi bir talep mi?

Eğer resmi talep ise neden bu talebi bakanlık doğrudan resmi kanallardan yapmıyor?

Eğer resmi bir talep değilse nasıl oluyor da bir emniyet mensubu başka bir ülkenin polis teşkilatını kendi ülkesinde terörle mücadele merkezi açmaya davet ediyor?

ABD'de neler oluyor? ABD-Türkiye ilişkileri yeniden mi kuruluyor? Amaç ne? Renkli devrimler olabilir mi?

 

TISD’İN PARA KAYNAĞI

 

İçişleri Bakanlığı'ndan ve Türk Tanıtma Fonu'ndan destek alan TISD, Kuzey Teksas Üniversitesi'nden de önemli destek görüyor. Yazdığımız gibi öncelikle Kuzey Teksas Üniversitesi'ne gelen polislere burs veriliyor.

Bir dakika!

Bu konu oldukça şüphe uyandırıyor.

Bilindiği gibi özellikle büyük devletler tarafından çeşitli sivil toplum kuruluşlarına saplanan fonlar, çoğu zaman doğrudan aktarılmıyor. Bir aracı kurum ile fonlama gerçekleştiriyor. Bu açıdan bakıldığında yine şu soru akıllara geliyor: Teksas Üniversitesi neden Türk Emniyet Teşkilatı mensuplarına kayıtsız şartsız burs sağlıyor?

Dünya artık bu fonlama meselelerinden şüphe ediyor. Biliyor ki nerede bir fonlama varsa orada bir renkli devrim girişimi var!!!

 

TÜRK POLİSİNİN HOCALARI

 

Tahmin edersiniz ki, TISD mensubu polislerin eğitim süresince aldıkları dersler ve bu dersleri verenler Türkiye tarafından denetlenemiyor. Çünkü bu derslerin verildiği üniversiteler Türk makamlarına/YÖK'e bağlı değil.

 

Dersleri veren, konferanslarda konuşan isimlerden; Prof. Dr. Cindy J. Smith, Prof. Dr. Thomas Albert Gilly, Prof. Dr. Dr. h.c. Hans-Jörg Albrecht, Prof. Dr. Christopher Dandeker, Prof. Dr. Chris W. Eskridge gibi isimlerin hepsi aynı zamanda ABD, İngiltere, Almanya gibi ülkelerin haberalma teşkilatlarının projelerinde çalışıyor.

TISD’in Florida temsilcisi Bahadır Şahin’in ifadesine göre TISD’in toplantılarında FBI ve CIA de bulunuyor, polislere verilen eğitimlerde sunumlar yapıyorlar.

 

POLİS TEZLERİ

 

Polislerin hazırladığı tez konuları da oldukça ilginçti.

Komiser Ahmet Ekici’nin hazırladığı “Bir Protestoya Katılır mısınız? Protestolara Katılım ve Etkileyici Etmenlerin İncelenmesi”;

Komiser Ali Özdoğan’ın hazırladığı “Amerikan İletişim Şirketlerinin Kolluk Kuvvetlerine Yardımı Kanununun Analizi”;

Komiser Halim İltaş’ın hazırladığı “Türkiye'de Sol Terörizm: DHKP-C”;

Komiser Hüseyin Cinoğlu’nun hazırladığı “Belli Başlı Amerikan Ayaklanmalarının İncelenmesi: Ayaklanmalar ve Kontrol Metotları”;

Komiser İbrahim Meşe’nin hazırladığı “ABD'de Politik Retorik Yolu ile Terörizmin Sosyal Olarak İnşası”; Komiser İsmail Dinçer Güneş’in hazırladığı “Kollektif Hareketler ve Kalabalıkların Kontrolü”;

Komiser Oğuzhan Başıbüyük’ün hazırladığı “Haber Konusu Olarak Polisin Toplumsal Olaylara Müdahalesi”; Komiser Samih Teymur’un hazırladığı “DHKP-C Terör Örgütünün Eleman Kazanma Yöntemleri”;

Komiser Sebahattin Gültekin’in hazırladığı “Polis Sapmasında Mesleki Kültürün Rolü: Türk ve Amerikan Polisinde Ana Kültürel Temalar”;

Komiser Serdar Yıldız’ın hazırladığı “Polis Performans Değerlendirme: Türkiye ve Amerika Arasında Karşılastırmalı Bir Çalışma”;

Komiser Serdar Tatıl’ın hazırladığı “İsthbarat Topluluklarının Terör Saldırılarına Tepkileri Üzerine Karşılaştırmalı Bir Analiz” göze ilk çarpan tezler...

 

TÜRKİ POLİSLER

 

TISD’in 2006 raporunda oldukça ilginç olduğunu düşündüğümüz bir konu dikkat çekiyor;

TISD yalnız Türk polisini değil, Türki Cumhuriyetler’deki polisleri de ABD’de eğitmeye başladı!

TISD aracılığıyla özellikle TISD’in Türki kimliği kullanılarak Türk Cumhuriyetleri’nden getirilen polisler burada CIA ve FBI üyeleri ile tanıştırılmasının altında neler yatıyor?

 

SAHİ TISD NEDİR?

 

Ve  en önemli soruyu sona sakladık.

TISD’in ne olduğuna ilişkin açık bir ifade yok.

Kimi zaman yalnızca polislere yurtdışı eğitimini sağlayan bir organizasyon teşkilatı, kimi zaman CIA ve FBI ile Türk polisinin iletişimini sağlayan bir örgütlenme, kimi zaman ise yeni bir polis kuşağının yetiştirilmesini hedefleyen bir düşünce kuruluşu olarak tarif ediliyor.

 

Belki de tüm bunların cevabını Zaman Gazetesi’nin Samih Teymur ile yaptığı röportajın şu satırlarında bulmak mümkün:

“ABD'de, FBI, Merkezi Haberalma Teşkilatı (CIA) ve Yurtiçi Güvenlik Bakanlığı içindeki birimlerle Türkiye'deki ilgili birimlerin bağlantılarına yardımcı olduklarını belirten Teymur, 'Güvenliğe çok farklı açılımlar getirecek yeni bir grup yetiştiriyoruz; hem akademik, hem uzmanlık alanı olan... Güvenlik biliminin altyapısı oluşuyor' dedi. (...)

 

 

 

Ancak TISD’in İcra Direktörü Cihangir Baycan 'Biz bir düşünce kuruluşu değiliz. Biz akademik birikime yöneliyoruz. Amaç, buradaki birikimleri oraya götürmek, bizdeki tecrübeleri buraya getirmek. Buraya gelen arkadaşların organizasyonu ve eğitim çalışmalarının takibine yoğunlaşıyoruz' diye konuşuyor."

 

Görüldüğü gibi TISD’in iki yöneticisi birbiri ile çelişiyor. TISD’in ne olduğunu ve ne amaçla kurulduğunu kendi yöneticileri tam olarak bilmiyor.

 

Başlangıçta yalnızca yurtdışı eğitimi organize etmek olarak kurulan TISD, gittikçe kendi görevi olmayan ilişkilere yöneliyor.

Buradan sonra yine sorularımızı yöneltmemiz gerekiyor:

 

TISD üyesi olan polisler hangi kriterlere göre seçiliyor?

Nasıl bir eğitim alıyorlar?

Derslerine kimler giriyor?

TISD, CIA ve FBI ile nasıl ilişkilere sahip?

ABD’den dönen polisler nerelere yerleştiriliyor?

 

YENİ POLİSLER

 

Washington’da konuştuğumuz pek çok kimse TISD’in emniyet içinde cemaatçi görüşe sahip polisleri ABD’de eğittiği iddiasında.

İddia sahipleri eğitilen polisler aracılığıyla Türkiye’de yeni bir teşkilatlanmanın oluşturulduğunu söylüyorlar.

 

Gerçektende Utah dosyamızdan hatırlayacağınız gibi (ve 6 senedir Türkiye’ye dönmeyen) Utah Üniversitesi öğrencisi Fatih Balcı’nın şu satırları belki de bu yeni teşkilatı ele veren itiraflar olarak görülebilir:

“Yeniliğe giden birçok yol, yeni yerlerde tasarlanır. Jön-Türkler buna kayda değer bir örnektir. Jön-Polisler de Emniyet Teşkilâtı açısından  yenilik getirici olmaları bakımından bu anlamda  benzer kodlara sahiptirler.”

 

Sonuç

 

Tüm bu olup biteni "Türk polisi ABD'de ne güzel eğitiliyor" diye mi açıklamamız gerekiyor?

Ne dersiniz?

Yoksa...”

 

Yazımızı Sedat Ergin’in aynı yazısındaki cevabı ile bitirelim:

 

“Vahim olan, ABD’de ya da herhangi bir AB ülkesinde uygulansa büyük tepki yaratacak olan bu yöntemin Türk basınında kanıksanmaya başlanmış olması, hukuk dışı yollardan elde edilen bu kayıtların gazetelerin birinci sayfalarında yer bulabilmesi.

Daha da vahimi, hükümetin bu durumu tam bir kayıtsızlık içinde izliyor olması. Adalet Bakanı ve İçişleri Bakanı’nın suskunlukları yadırganacak boyutlarda.  

Ancak “Korku Cumhuriyetleri”nde karşılaşılabilecek bir durum yaşanıyor. Afrika ülkelerinde, Ortadoğu’daki istibdat rejimlerinde bile karşılaşılmayan bir sindirme yöntemi uygulanıyor.

Türkiye, AKP hükümetinin idaresi altında bir “Korku Cumhuriyeti”ne dönüşüyor adım adım...”

 

Son olarak bir defa daha onlara söylemek istediğimizi “anlamayacakları dilden” bir kez daha söylemiş olalım:

 

CIA içindeki bir kısım odaklar size babasının hayrına şeriat getirivermez.

Onların Türkiye’ye getiriverecekleri şeriat, Irak’a getirdikleri demokrasi gibi olur.

Sonuçta hergün bir yerlerde bombaların patladığı, bölünmüş, parçalanmış, işgal edilmiş, yabanı devletlerin sömürdüğü bir kukla devlet ortaya çıkar. Anayasasını da yapıverirler..!

 

Osmanlı’ya demokrasiyi getirdiklerini düşünen Jön Türkler de sizin gibi çok heyecanlıydı.

Şimdi CIA’nın üstlendiği işi o zaman İngiliz Ajanları yapıyordu.

 

Bakın tarihe ve koca bir Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılmasına sebep olan 31 Mart Vak’ası’nda, II.Abdülhamit’e başkaldıran Said Nursi’nin yaptıklarından ve ölmeden önceki fayda etmeyen pişmanlıklarından ders alın.

 

Eğer ondan ders almak zorunuza gidiyorsa, İngiliz Ajanları ile işbirliği yapanların akıbetlerini inceleyin..!

 

 

KAYNAK:

 

Polis içindeki örgüt şimdiki kadar belirginleşmeden önce Soner Yalçın’ın yazdığı bir yazı:

http://www.odatv.com/n.php?n=cemaat-emniyete-niye-girdi-1804091200

 

CIA ve FBI ile işbirliği yapan polisler:

http://www.odatv.com/n.php?n=odatv-amerikadaki-tisd-dosyasini-aciyor-0512081200

 

CIA’nın desteklediği polislerle ilgili Odatv’nin diğer haberleri aşağıdaki linklerde:

http://www.odatv.com/n.php?n=emniyet-dinlemeleri-turkiyeye-utah-uzerinden-mi-sizdiriliyor-1410081200

http://www.odatv.com/n.php?n=iste-tisdden-emrullah-usluya-abddeki-polislerin-hikayesi-1904091200

 

Sedat Ergin’in Milliyet’teki yazısı:

http://www.milliyet.com.tr/korku-cumhuriyetine-dogru/sedat-ergin/siyaset/yazardetayarsiv/29.07.2010/1059585/default.htm

 

En son bunu da okuyun:

http://www.aksam.com.tr/2010/06/14/yazar/12468/oray_egin/hangi__cemaat___ne__diyalog_u_.html

gareth
 
gareth
 
 
 
 
Facebook'ta Paylaş
 
 
Yorum Yaz
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa | Word'e Aktar Word'e Aktar | Tavsiye Et Arkadaşlarına Gönder | Yorum Yaz Yorum Yaz | Facebook'ta Paylaş |

Bu habere toplam 1 yorum yazılmıştır.

jöleli türkler [ 31-Temmuz-2010, 20:47 ]
Yukarıdaki şu cümle her şeyi ve ne yapmak istediklerini özetlemiş:
"Yeniliğe giden birçok yol, yeni yerlerde tasarlanır. Jön-Türkler buna kayda değer bir örnektir. Jön-Polisler de Emniyet Teşkilâtı açısından yenilik getirici olmaları bakımından bu anlamda benzer kodlara sahiptirler"

Yorumların tamamını okumak için tıklayın.

Güncel

En Çok Okunan Haberler

İletişim | Yazar Girişi | Kullanım Şartları ve Gizlilik | Sitene Ekle |