fikriyet
  Anasayfa | Resimler | Videolar | Yazar Ol | Yazar Girişi | Gönder | Facebook'ta Paylaş | adresi kaydet  Adresi Kaydet | Arama | RSS RSS

KATEGORİLER

  | kapat

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

HABER ARA


Gelişmiş Arama

Taraf'a vatandaşın tepkisi çığ gibi büyüyor

Kategori  Kategori: Güncel Yorumlar  Yorum Sayısı : 1 Tarih  Tarih : 25-Ocak-2010, 21:22   : 808
Halil Filiz
Yazar: Halil Filiz
Taraf'a vatandaşın tepkisi çığ gibi büyüyor

Yaptığı yalan ve asılsız haberler ile Türkiye'nin ordusuna saldıran ve zarar veren Taraf'a vatandaşların tepkisi çığ gibi büyüyor.

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Yaptığı yalan ve asılsız haberler ile Türkiye’nin ordusuna saldıran ve zarar veren Taraf’a vatandaşların tepkisi çığ gibi büyüyor. Her geçen gün daha da artan tepki sadece Taraf’a değil, Taraf’ın yaptıklarına kayıtsız kalıp, seyreden sorumlulara karşı da oluyor.

Yandaşların haricinde kimi medya mensupları ve siyasiler de Taraf’ı ciddiye alıp, yazdıklarını tartışıyorlar, hatta bazen Taraf’ın yalan ve iftiralarından alıntı bile yapıyorlar...!

 

İşte o tepkilerden biri:

-----------------------------

“Türkiye'de birilerinin yazdıkları haberler gerçeği yansıtmasa da delil görülerebiliyor.

 

Hatta bu haberler üzerine kurumlar, kuruluşlar zanaltında bırakılıyor.

 

Yazılanlar doğruymuşçasına diğer medya kuruluşları, siyasetçiler ve hatta yargı tarafından dikkate alınması düşündürücüdür.

 

Mahkeme tarafından suçluluğu sabit görülmemiş kişiler, kurumlar linç edilebiliyor.

 

Hatta suçun işlendiğine dair hiç bir emare yokken, zanaltına alınanlar bir iftiranın kurbanı olabiliyorlar.

 

Kamuoyu günlerce bu tarz haberleri konuşup duruyor. Medyanın büyük bir kesimi bu tür haberleri mahkemeler, soruşturmalar sonuçlanmadan zanaltında bırakılanları suçlu ilan ediyorlar.

 

Yargı kararını vermeden zanaltında bırakılan insanların ne özel hayatları kalıyor ne de tüzel kişilikleri kalıyor. Her türlü kara propagandanın etkisinde kalan zanaltında bırakılan kişiler vatandaşın vicdanında medya sayesinde suçlu olarak bilinçlere yerleşiyor.

 

Mahkemeden beraat etmiş olsa, aklansa, suçsuz olduğu sabit görülse bile yapılan karalamanın, propagandanın izlerini zanaltında bırakılan kişi, kurum ve kuruluşların şahsiyetine, onuruna sürülen leke olarak zihinlere yerleştiriliyor.

 

Bunun adına da basın özgürlüğü deniliyor.

 

Bunun adına gazetecilik deniliyor.

 

Bu yapılanların ahlakla, vicdanla ve gazetecilikle ne ilgisi var?

 

Bu zihniyet yüce Türk Milletinin Peygamber ocağı gördüğü Türk ordusunu yıpratmak adına elinden geleni yapıyor.

 

Uydurma haberlerle her defasında gündemi değiştiren TARAF Gazetesi kime, neye hizmet ediyor?

 

TARAF Gazetesinin manşetten verdiği her haberi soruşturmaya çeviren yargıda kendini sorgulamalıdır.

 

Bir atasözü vardır; "Delinin biri, kuyuya bir taş atmış, kırk akıllı çıkaramamış" diye. Her gün kuyuya atılan taşları çıkarmaya çalışırken, bir yenisi diğerini çıkarmadan kuyuya tekrar atılıyor. Bu taşları köşelerine taşıyan köşe yazarları, sütunlarına taşıyan gazeteler, anahaber bültenlerine taşıyan televizyonlarla, yargıya taşıyan savcılarla Türkiye'nin zamanı boşa harcanıyor. Devletin tüm kurumları yıpratılıyor. Kurumlar arası çatışma yaşanıyor. Hükümet azc içinde seyrediyor veya tüm bu oyunların arkasında politik senaryolar sergiliyor.

 

TARAF Gazetesine sen ne yapıyorsun diyen yok?

 

Yargı TARAF Gazetesine neden dur demiyor?

 

Savcılar neden harekete geçmiyor?

 

Hükümet yandaşı medyada TARAF Gazetesine çanak tutuyor.

 

TARAF Gazetesinin sağında, solunda, önünde, arkasında kim var?

 

Kimler var?

 

Nasıl bir güç var?

 

Türk Milletinin gözünün nuru, Türk Silahlı Kuvvetlerine karşı başlatılan bu acımasızca saldırının arkasında kim varsa tehlikeli bir oyun oynadığının farkına varmalıdır. Yıpratmaya çalıştıkları sıradan bir kurum değildir. İthamlarda bulundukları normal bir kuruluş değildir.

 

Beyler Türk Milletinin başka ordusu yok.

 

Tek ordusu var.

 

O orduda Türk Silahlı Kuvvetleri'dir.

 

Bir milletin ordusu yoksa o milletin özgürlüğünden bahsedebilir misiniz?

 

TARAF Gazetesi derhal susturulmalıdır.

 

Arkasında, önünde, sağında, solunda ve yanında kimlerin olduğu ortaya çıkarılmalıdır.”

 

KAYNAK: http://www.hareket2023.com/haber.php?id=273

 

 

 

 
 
 
Facebook'ta Paylaş
 
 
Yorum Yaz
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa | Word'e Aktar Word'e Aktar | Tavsiye Et Arkadaşlarına Gönder | Yorum Yaz Yorum Yaz | Facebook'ta Paylaş |

Bu habere toplam 1 yorum yazılmıştır.

onur [ 25-Ocak-2010, 22:56 ]
Ragıp Duran'ın Taraf ile ilgili tespiti:
Benim karşı çıktığım, Taraf'ın gazetecilik tarzı. Daha doğrusu gazetecilik olarak nitelenemeyecek yayıncılık anlayışı.
Son bir örnek: Taraf, Islak/Kuru İmza kahramanı Albay Dursun Çiçek'in 10 Kasım günü Genel Kurmay Başkanı ve Kuvvet Komutanlarıyla karargâhda öğle yemeği yediğini yazmıştı. Genel Kurmay bu haberi tekzip etti. Taraf da, tekzibe cevaben 'Biz haberimizin arkasındayız. Bekleyin göreceksiniz' dedi. Bu cevap bile başlı başına sorunlu. Garip. Bir gazete haberini doğrulayacaksa, tekzibi tekzip edecekse, böyle davranmaz. Haberini doğrulayacak bilgi, belge, tanıklık ya da fotograf yayınlar. Olay kapanır. Neyi bekleyeceğiz? Neyi göreceğiz? Reklamcıların 'Teasing' yöntemi ile vakit mi kazanıyorsunuz?
Benim bu gazete çevresinden edindiğim bilgiye göre, Taraf'ın bazı bilgi ve belge kaynakları var. (Her gazetenin vardır). Bu kişi, kişiler ya da kurum (lar), gazeteye yayınlanması amacıyla zaman zaman dosyalar gönderiyor. Dosyayı içeren zarfın üzerindeki adresdeki isme de 'Sedat Simavi Gazetecilik Ödülü' veriliyor. Ödülün doğru adı 'Yurtiçi Kargo Alıcı Ödülü' olması lazım aslında. (Bu arada reklam olmasın ama Yurtiçi Kargo şirketinin yurtdışı hizmetleri olduğunu da hatırlatalım).
Neyse dosya geliyor, yazı işleri tarafından şöyle bir inceleniyor, Genel Yayın Politikasına ve esas olarak politik çizgiye uygunsa, çok fazla ayrıntı üzerinde durulmaksızın manşete ya da sürmanşete çekiliyor. Yazıcıoğlu'nun helikopteri ile NTV'nin telefonları meselesinde basit bir GMT saati hatasının dışında siyasi kasıt vardı, ayrı bir mesele. Haberi yapan muhabirin BBP kökenli eski bir Aksiyon dergisi çalışanı olduğunu da bu camiada bilen biliyor.
Dursun Çiçek'in öğle yemeği haberinde, belli ki, yazı işleri biraz daha ayrıntı, somut, ikna edici bilgi, destek istemiş kaynaktan. Ama kaynak 'Şimdi bunu yayınlayın arkası gelecek' demiş. Bu güvenceye inanıp yayınlamışlar. Islak/kuru imzada da benzeri bir süreç yaşandı Taraf'da.
Bu ne demek? Bu durum, Taraf'ın Genel Yayın Politikasının sanıldığı gibi Ahmet Altan ve gazetedeki çalışma arkadaşları tarafından saptanmadığını gösteriyor. Çünkü, Taraf'da ne zaman ne yayınlanacağına Altan ve ekibi değil, o ünlü belge kaynağı karar veriyor. İşte ben bu yüzden Taraf gazetecilik yapmıyor, başka bir şey yapıyor diyorum. Üstelik Taraf'ın yapısı, maddi ve mali durumu itibarıyla da bu belge kaynağını rededebilecek konumda değil. Gazetecilik bağımsızca yapılan bir meslektir. Ulak, aracı ya da sözcü olmak için ise bağımsız olmaya ihtiyaç yoktur.
Ödüllü 'gazeteci', bu tarzı savunurken' Emin Çölaşan'ın da Minik Kuşu vardı' diyor. Ne güzel itiraf değil mi? Biz çünkü teoride ve pratikte, İletişim Fakültelerinde, Cemiyet ve Sendika toplantılarında, her zaman her yerde örnek ve ideal gazetecilik olarak Emin Çölaşan tarzını öneriyoruz!

Yorumların tamamını okumak için tıklayın.

Güncel

En Çok Okunan Haberler

İletişim | Yazar Girişi | Kullanım Şartları ve Gizlilik | Sitene Ekle |