fikriyet
  Anasayfa | Resimler | Videolar | Yazar Ol | Yazar Girişi | Gönder | Facebook'ta Paylaş | adresi kaydet  Adresi Kaydet | Arama | RSS RSS

KATEGORİLER

  | kapat

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

HABER ARA


Gelişmiş Arama

İlhan Cihaner'in Avukatı Turgut Kazan Vatan'a konuştu

Kategori  Kategori: Güncel Yorumlar  Yorum Sayısı : 0 Tarih  Tarih : 12-Nisan-2010, 23:48   : 1768
Cansu Deniz
Yazar: Cansu Deniz
İlhan Cihaner'in Avukatı Turgut Kazan Vatan'a konuştu

Vatan Gazetesi'nde İlhan Cihaner'in Avukatı Turgut Kazan ile yapılan bir röportaj yayınlandı. Kazan:"Bu davayı merak eden herkese şunu söylüyorum, Erzurum iddianemesini okuyun. Ülkenin ne hale geldiğini göreceksiniz. Tehlikeyi de anlarsınız." dedi.

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Vatan Gazetesi’nde İlhan Cihaner’in Avukatı Turgut Kazan ile yapılan bir röportaj yayınlandı. Turgut Kazan’ın anlattıkları, İlhan Cihaner’in susturulmasının gerçek nedenlerini ortaya koyuyor. Bunların arasında daha önce fazla dile getirilmeyen “altın madeni” işi de var.

 

Turgut Kazan’ın röportajda söylediği çarpıcı sözlerden bazıları:

 

“Cihaner’in anlattıklarından dehşete kapıldım ve davayı aldım”

 

“Bu davayı merak eden herkese şunu söylüyorum, Erzurum iddianemesini okuyun. Ülkenin ne hale geldiğini göreceksiniz. Tehlikeyi de anlarsınız.”

 

İşte o röportajdan bazı bölümler:

 

“Bir gün telefonum çaldı arayan Cihaner’di, ’İstanbul’dayım sizinle görüşmem gerekli’ dedi. Ofise geldi, uzun uzun anlattı, dehşetle dinledim. Davayı Ergenekon’a bağlayacaklarını düşündüm, vicdanım el vermedi...”

 

-Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner’in avukatısınız. Ama Ergenekon davasında bildiğim kadarıyla hiç müvekkiliniz yok. Girmediniz. Bunu almayı niye tercih ettiniz?

 

Ergenekon soruşturması başladığında, bu soruşturmalar için avukatlık görevi üstlenmeyi, böyle bir soruşturmada istediğim performansı gösteremeyeceğimi düşünerek istemedim. İsteyenler vardı, arayanlar, onlara “Özür dilerim ben bu performansı gösteremem” dedim. Bu tip zorlu davaları çok iyi bilirim çünkü, bunlarla çok uğraştım ama o zamanlar 40’lı yaşlardaydım tabii. Ama bir gün telefon çaldı, “Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı” arıyor dediler. “Ben İstanbul’a geldim, sizinle bir görüşmek istiyorum” dedi. “Buyrun” dedim. Buraya, ofise geldi. Uzun uzun anlattı, dehşet içinde dinledim anlattıklarını, “Anlaşılan bir şey olacak, bunun sonu oraya gidiyor, kararlılık içindeler çünkü” dedi. Biliyorsunuz Cemil Çiçek, Başbakan Yardımcısı sıfatıyla bizzat kendisini aramış. Dinlendiği de anlaşılıyor. Niye Cumhuriyet Savcısı dinlenir, Ergenekon’la ilgili, ona bağlamak istiyorlar, onu da anladım. Yaptıklarına bakıyorum, yargının bağımsızlığıyla ilgili kaygılarımın somut bir örneği ile karşı karşıyayım İlhan Cihaner’in hikayesinde. Bunu Ergenekon’a bağlayabileceklerini düşündüm. O yüzden gene mesafe koymak istedim ama vicdanım el vermedi. Gece uyuyamam. Kaçmış gibi olurum. Başsavcı yaptığı soruşturmalar nedeniyle hedefte. Zaten bunu kendisi de söylüyor “Erzincan’a kim atansa ve işini yapmak istiyorsa başına bu gelirdi, çünkü ben işimi yaptım.” Gerçi şimde de uyuyamıyorum ama bu stresten.

 

-Mesele tam neymiş? Davalar açılmadan önce bunun olabileceğini hissedip size gelmesine sebep? Cemil Çicek arayıp ne demiş?

 

Ercincan’a tayin edildikten sonra, vilayette güvenlik ve asayiş toplantısında vali demiş ki “Okul öncesi çocukların yasa dışı eğitime yönlendirildiği ve yasa dışı para toplandığı yönünde bilgi alıyorum araştırılsın.” Bu bilgi ve deliller ışığında soruşturma başlatmış Cihaner. Yerel seçim arifesi döneminde Cemil Çiçek arıyor kendisini, “Seçim öncesi bu bize çok zarar verir sayın başsavcım” diyor. O da “Yasal gereği yapılacak merak etmeyin” falan diyor. Bu yetmiyor, Cezaişleri Genel Müdür Vekili Çetin Şen telefon ediyor, “Sen napıyorsun, başını belaya sokarsın” diyor. Çiçek uzun süre sessiz kaldı ama sonra kabul etti aradığını. Şen de söylemişti, çünkü onun aradığı da sabit. “Çocuklara uygulanması gereken genelgeyi hatırlatmak için aradık” diyorlar. Yahu gözaltında çocuk yok ki. Soruşturma çocuklar için yapılıyor. Çocuklara yapılmıyor ki.

 

-İsmailağa ve Fethullah Gülen cemaatlerini soruşturuyor o sırada Cihaner değil mi? Peki ne buluyor ki, Cemil Çiçek bile arıyor...

 

Sırf Kuran kursu, uzun soluklu bir eğitimmiş. 2007 Kasımında başlatılıyor soruşturma. Bu soruşturmayı İrtica Planı’na bağlamak çok abes. Burada basının yazamadığı şeyler var. Cemaatler için yasal dinlemeler yapılırken bu soruşturmayla ilgili, inanılmaz konuşmalar takılıyor. Tamamı kirli iş. Kimse yazmıyor. Ne siyasal partiler ki bu onların işidir kim kime telefon ediyor ne istiyor. İmar mevzuatına aykırı işler var, ranta dönük, ihaleye fesat karıştırmaya dönük hareketler var.

 

-Kim oldukları belli değil mi?

 

Danıştay’da bir işin çözümü için aracıyla sorun çözülürse aracının oğlunun THY’de işe alınacağına ilişkin görüşmeler. İktidara yakın medyanın desteklenmesine yönelik konuşmalar, Basın İlan Kurumu’yla ilgili görüşmeler. Takılanlar arasında gazete patronları var. Ve ilk Ergenekon vurgusunu, ortalıkta daha müvekkelime yönelik bir Ergenekon soruşturması yokken o gazetede çıktı. “Bu bir Ergenekondur” vurgusu yapıldı. Sonra aynı gazete patronu Bursa’da başka bir yolsuzlukta o yolsuzluğu soruşturan savcının da Ergenekon olduğunu yazdı. Bu bir kum hırsızlığıydı, rüşvetti aslında. Gazetenin patronu davanın sanığı.

 

-Hangi gazete patronu bu? Yeni Şafak mı?

 

Yeni Şafak... İlişkiler ortaya çıkmış yasal kovuşturmalar sırasında çok önemli kişilerin hangi ilişkiler içinde olduğu otaya çıkmış, durum cemaati çoktan geçmiş yani. Bu dosyaların Erzincan Savcılığı’ndan ilgili savcılıklara gönderilmesi gerekiyor ki davalar açılsın. Dosyaların Cihaner’in elinden alınması gerekiyor. İmzasız, kimliksiz ihbar mektupları başlıyor böylece. Cemaatler için bunlar “Silahlıdır” diyor mektuplarda. Silahlı olursa çünkü Erzurum’a gitmesi gerekiyor dosya. Cihaner, “Bunlar silahlı değil şiddetle ilgileri yok” diyor. Bakanlık bastırıyor, Erzurum’daki Osman Şanal bastırıyor, dosyayı gönderiyor mecburen. İsmailağa’yla ilgili olanı. O sanıklar Erzurum’da tahliye oluyor hemen. Başka bir tane, İliç’te altın madeni var. Kanada ABD şirketininmiş o maden ocağı. O çevredeki önemli herkesi Amerika’ya geziye götürmüş şirket. Bergama tipi bir olayı engellemek için. Bir ortak aramışlar ve Çalık’ı bulmuşlar. İliç Savcısı’nın bu işler içinde rüşvet aldığı ortaya çıkmış, dosyayı Cihaner’e vermişler. Tabii, daha arası açık değil kimseyle o sırada. Sonra İliç Savcısı bakanlığa verdiği savunmada Cihaner için “Bunlar Ergenekon” demiş. Osman Şanal bunu gizli tanık olarak görevlendirmiş. Bu davayı merak eden herkese şunu söylüyorum, Erzurum iddianemesini okuyun. Ülkenin ne hale geldiğini göreceksiniz. Tehlikeyi de anlarsınız.

 

………….

 

-Askerler kendilerini bu kadar iyi savunamıyor, biliyor musunuz... İki kuruma da aynı mesafeyle bakmak olmalı bir hukukçunun algısı, öyle değil mi?

 

Askerlerin yapıp yapmadığından emin değilim. Ama zaten darbe yapmaları mümkün değil, çünkü Amerika darbe istemiyor. Buna TSK içinde kimse cesaret edemez. Amerika, Türk Ordusu’nu şekillendirmek istiyor. Afganistan, İran, Irak için kullanabileceği bir ordu istiyor. Karadeniz’e kolayca çıkabileceği bir ordu istiyor. Deniz kuvvetleri o yüzden çok ön planda zaten. Belini kırmak istiyorlar. Anlatılanlar çok uçuk çünkü. İhtiyatla söylüyorum bunları ama. Amerika’nın isteği doğrultusunda bir harekat gibi geliyor bana vicdanımda. Operasyonların arkasında Amerika var. Askerler kendi aralarında konuşmuş da olabilir, kefili değilim tabii. Hatta şunu söylüyorum Yaşar Büyükanıt’ı niye içeriye aldırmıyorlar ya da aldıramıyorlar. Ben “Yazdım” diyor muhtırayı. Arabayı da aldı. Trilyonluk araba verdiler. Darbe benim için korkulu rüyadır, olması imkansız ama olsa karşı durum benim de durumum çok zor ya... 2003’te MİT Müsteşarı söylemiş. 2002 Balyoz Planı’nı söylemiş. Niye bir şey yapmamış, Başbakan’a sormak lazım.

 

………...

 

-Yeni yargı reformu için ne düşünüyorsunuz bir hukukçu olarak?

 

Türk yargısını asla savunmuyorum son derece kötü işlediğini biliyorum. ’Bu görevi mafya üstlenmiş’ dedim yıllarca. En az orduevleri kadar adliye sarayı istiyoruz dedim. Ama bunların arayışı yargıdan daha iyi sonuçlar alma değil, ele geçirmek istiyorlar. RTÜK gibi bir HSYK ve YÖK gibi bir Anayasa Mahkemesi. Rektörleri nasıl atıyorsa Abdullah Gül, Anayasa Mahkemesi’ni de böyle kuracak, bundan korkmamak mümkün mü?

 

-Sizin Şemdinli Savcısı için iddia ettiğiniz bir şey vardı; “Amerika’da Utah’da” diyorsunuz. Ama Ankara’da yaşıyormuş hep, kendisi söyledi.

 

Hâlâ ısrar ediyorum. Ferhat Sarıkaya asla Ankara’da değildi, Amerika’daydı getirdiler. Meslekten men ağır bir karardı ama iddianamesi felaketti. Soruşturmalar yanlıştı. Sarıkaya’ya dava açtım ben, onun yanlış iddianamesi yüzünden bir kişi kendisini astı hapishanede. Ankara’da olsa niye gelmesin davasına. Ankara’da görülüyor dava, tebligat yapılamıyor ama bulunamıyor...

 

 

KAYNAK:

http://haber.gazetevatan.com/haberdetay.asp?detay=cihanerin-anlattiklarindan-dehsete-kapildim-ve-davayi-aldim&tarih=11.04.2010&Newsid=299230&Categoryid=1

 

 

ERZİNCAN BAŞSAVCISI İLHAN CİHANER’İN 1 ARALIK TARİHLİ BASIN AÇIKLAMASI ve

CHP İZMİR MİLLETVEKİLİ AHMET ERSİN TARAFINDAN HAZIRLANAN RAPOR için tıklayın:

 

http://www.fikriyet.com/anasayfa/haber_detay.asp?haberID=578

 

 
 
 
Facebook'ta Paylaş
 
 
Yorum Yaz
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa | Word'e Aktar Word'e Aktar | Tavsiye Et Arkadaşlarına Gönder | Yorum Yaz Yorum Yaz | Facebook'ta Paylaş |

Güncel

En Çok Okunan Haberler

İletişim | Yazar Girişi | Kullanım Şartları ve Gizlilik | Sitene Ekle |