fikriyet
  Anasayfa | Resimler | Videolar | Yazar Ol | Yazar Girişi | Gönder | Facebook'ta Paylaş | adresi kaydet  Adresi Kaydet | Arama | RSS RSS

KATEGORİLER

  | kapat

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

HABER ARA


Gelişmiş Arama

Dursun Çiçek'le ilgili kağıt parçasında ilginç işler dönüyor

Kategori  Kategori: Güncel Yorumlar  Yorum Sayısı : 0 Tarih  Tarih : 13-Temmuz-2010, 20:40   : 2340
Cansu Deniz
Yazar: Cansu Deniz
Dursun Çiçek'le ilgili kağıt parçasında ilginç işler dönüyor

İrtica ile Mücadele Eylem Planı adı verilen kağıt parçası ile ilgili ilginç işler dönüyor. Askeri savcılık yine kafa karıştırdı.

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Askeri Savcı “İrtica ile Mücadele Eylem Planı” adı verilen kağıt parçasını Dursun Çiçek’in kendisinin hazırladığını ve basına da kendisinin sızdırdığını iddia etmiş. Ve bu iddianame nasıl olduysa yandaş medyaya da sızmış.

 

İddianame’nin baş taraflarında her şey Dursun Çiçek’i haklı çıkarırken, sadece son kısmında nasıl olduysa bir anda işler tersine dönüvermiş. Ayrıca yandaş medyada Dursun Çiçek’i haklı çıkaran kısımlar yer almıyor.

 

Dursun Çiçek'in kızı ve avukatı olan İrem Çiçek bu konu ile ilgili şu açıklamayı yaptı:

 

“Söz konusu iddianameyi kendilerince değerlendiren ve kendi olduğu taraflara çeken basın, babamı şu anda da henüz iddianame aşamasında olan bir konuyla alakalı olarak hüküm verip yargılamıştır. Yarın bir gün askeri mahkeme babamı beraat ettirdiği zaman bu basın işte o haberleri görmeyecek ya da askeri mahkemenin ve askeri savcının ne kadar taraflı olduğunu çift başlı yargı tartışmalarını sürdürecektir. Bunların artık politikalarını biz on bir ay içerisinde çok güzel öğrendik.”

 

“Bizim içimiz çok rahat. Bugüne kadar bu kadar dik durabiliyorsak yapmadığımız bir şey olduğu için dik duruyoruz. Aksi halde bir kişinin 11 ay bu kadar baskıya maruz kalıp bu kadar dik durabilmesi mümkün değil. Bunların artık görülmesi gerek.”

 

Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ Arena’dan Uğur Dündar’a verdiği röportajda “İrtica ile Mücadele Eylem Planı” adı verilen kağıt parçasını o malum gazeteye polis tarfından servis edildiğini belirtmişti.

 

İşte röportajın o bölümü:

 

(03:50 dk.’dan itibaren)

 

 

 
 
Facebook'ta Paylaş
 

 

      Orgeneral İlker BAŞBUĞ : ……………………….12 Haziran 2010, 2009 ne oldu? Bir gazetede, malum gazetede bu irtica ile eylem planı çıktı. 12 Haziran 2009 orada tabi ilginç bir nokta var. Bu planın gazeteye polis tarafından servis edildiği açık, soruşturma açıldı çünkü.

 

       Uğur DÜNDAR : Belgeli.

 

      Orgeneral İlker BAŞBUĞ : Bu soruşturma açıldı. Soruşturmanın da ben ne olduğunu merakla da bekliyorum bakın açık. Ayrıca bunun böyle.

 

      Uğur DÜNDAR : Manşet olarak Adalet ve Kalkınma Partisiyle Fethullah Gülen’i bitirme planı dediği başlangıçta. Sonra da irtica ile eylem planına dönüştü.

 

       Orgeneral İlker BAŞBUĞ : Doğrudur. Ondan sonra bir süreç geçti işte o süreçlerde onlara geri dönmek istemiyorum. 2009’a geldik bir ihbar mektubu çıktı. Bir subay yazmış. Olabilir bizden de yanlış adamlar çıkabilir. Ben onu da yani şunu da söyleyeyim. Türk Silahlı Kuvvetleri büyük bir kurum. 700 bin kişi Türk Silahlı Kuvvetlerinin içinde hiç yanlış yapan adam çıkmaz. Hayır, efendim bizden de çıkabilir. Önemli olan, önemli olan, çıkanı bulup gereğini yerine getirmek. Bir ihbar mektubu ortalığı, hatırlıyorsunuz yıkıldı ortalıklar. Hani ihbar mektubu yazan, çizen araştırılıyor bir şey bulamadılar. Bulunmasını istiyorum. Benim şeyim de değil yani bu tamamen adli makamlara düşen bir konu…”

 

Odatv’nın konu ile ilgili haberi:

 

 

"Askeri Savcılığın Kurmay Albay Dursun Çiçek’in “İrtica ile Mücadele Eylem Planı”nı, 2007 yılı YAŞ’ında amiralliğe terfi ettirilmediği için hazırlayıp, basına sızdırdığı şeklindeki iddiası kafaları karıştırdı.

 

Çünkü;

 

1- Taraf Gazetesi, “İrtica ile Mücadele Eylem Planı”nın Nisan 2009 tarihli olduğunu açıklamıştı. Ancak Askeri Savcılık olayı 2007’den başlatıyor.

 

2- Albay Dursun Çiçek’in amiralliğe yükseltilip, atanabileceği tek yer ancak 4 yılda bir değişen Foça Tugay Komutanlığı idi. Buraya ise 2008 yılında atama yapıldı. 

 

3- Genelkurmay Başkanlığı da geçen yılki YAŞ’tan sonra Albay Dursun Çiçek’in amiralliğe yükseltilmemesinin gerekçesini açıklayıp, orduda “deniz piyade amirallik” için tek kişilik kadro bulunduğunu ve bunun geçen yıldan beri dolu olduğunu bildirmişti.

 

4- Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, geçenlerde konuştuğu Star Tv’de, “İrtica ile Mücadele Eylem Planının malum gazeteye polis tarafından servis edildiğini” söylemişti. Oysa Askeri Savcılık, planın medyaya Dursun Çiçek tarafından sızdırıldığını iddia ediyor. Bu durumda Başbuğ’un söz ettiği “polis”in Çiçek olması gerekiyor.

 

Askeri Savcılık tarafından hazırlanan ve Hava Kuvvetleri Askeri Mahkemesi’nce kabul edilen iddianame sürecinde başka ilginçlikler de var.

 

Şöyle ki;

 

İddianame taraflara 20 Mayıs’ta ulaştırıldı. Ancak “yandaş medyada” neredeyse 2 ay sonra, bugün yayınlandı. 

 

Dursun Çiçek hakkında ilk iddianameyi de aynı Savcılık hazırladı ve “kovuşturmaya yer yok” dedi. Jandarma Kriminal’den gelen “ıslak imza” raporundan sonra hazırlanan ikinci iddianamede ise Çiçek’in tutuklanması talep edildi, ancak Askeri Mahkeme reddetti. 

 

Bir üst mahkeme olan Hava Kuvvetleri Askeri Mahkemesi de ilk etapta, “davanın mağdurları olmadığı” gerekçesiyle iddianameyi kabul etmedi. Bunun üzerine halen “Ergenekon” Mahkemesi’nde devam eden davada Dursun Çiçek’le birlikte yargılanan Erzincan davası sanıkları “mağdur” sayıldı. 

 

İddianamenin ilk 30 sayfasında Çiçek’in, “Erzincan’a hiç gitmediği, evrak imhasında bulunmadığı ve bilgisayarları silme işlemi gerçekleştirmediği” madde madde anlatılıp, hakkındaki suçlamalardan adeta “beraat” ettiği görülürken, en sonunda “Dursun Çiçek’in tespit edilemeyen bir şekilde terfi edemediği için bu planı hazırladığı ve planın basına sızmasını sağlayarak TSK’yı mağdur etmeyi amaçladığı düşünülmektedir” denilmesi de dikkat çekti.”

 

Dursun Çiçek'in kızı ve avukatı olan İrem Çiçek’in konu ile ilgili açıklaması:

 

“Askeri savcılık bir şekilde yaklaşık iki ay önce bir iddianame hazırladı ve bizim elimize bu iddianame bir ay öncesinden geçti. Fakat biz bunu hiçbir şekilde basına vermedik. Bu bir mahkeme sürecidir.

 

Bu dava artık basınla yürüyen bir dava oldu ve bu durum her iki, tarafı da yıpratmaktadır. Dolayısıyla biz bu kadar hassas davranırken ve bir şeyler tamamıyla olumlu ilerlerken bir anda bazı basın organlarında nasıl oluyorsa belgeler sızıyor. Normalde belgeler İstanbul savcılığından sızardı ama bu sefer bir şekilde askeri kanadın hazırladığı bir iddianame -tabii kendilerince en çarpıcı noktaları- basında yer aldı. Tabi iddianamenin ayrıntılarına girildiğinde olayın görüldüğü gibi olmadığı bir kez daha netleşecek. Bunun ayrıntısına girmeden önce şu noktayı da belirtmek istiyorum. Söz konusu iddianameyi kendilerince değerlendiren ve kendi olduğu taraflara çeken basın, babamı şu anda da henüz iddianame aşamasında olan bir konuyla alakalı olarak hüküm verip yargılamıştır. Yarın bir gün askeri mahkeme babamı beraat ettirdiği zaman bu basın işte o haberleri görmeyecek ya da askeri mahkemenin ve askeri savcının ne kadar taraflı olduğunu çift başlı yargı tartışmalarını sürdürecektir. Bunların artık politikalarını biz on bir ay içerisinde çok güzel öğrendik.

 

İddianamede aynı gün on ikinci ağır ceza mahkemesinde ki duruşmamızda ifade ettiğimiz delillerini sunduğumuz gibi Erzincan dosyası ve iddia edilen imha işlemleri ve mektupla ihbar edilen bilgisayar silme işlemleri delilleriyle, somut olarak bir nevi çürütülmüştür. Yani bu tarz iddiaların gerçek olmadığı, iddianamede yaklaşık otuz sekiz sayfalık bir bilgi ile yer almaktadır. Dolayısıyla iddianameyi okuduğunuzda size şöyle bir izlenim uyandırıyor; tüm iddialar ve ihbar mektupları, tüm yalan ifadeler çok güzel bir şekilde çok ince araştırmalar yapılarak, basında çıkan haberler ciddiye alınarak askeri savcılıkta yalan oldukları somut delillerle ifade edilmiştir. Dolayısıyla Dursun Çiçek beraat edecek gibi bir izlenim uyandırıyordu.

Fakat sonuç kısmında, her nasılsa hiçbir somut delil ve veriye dayanmadan babamın bir şekilde “terfii edememek” gibi gülünç ve komik bir iddia ile “bu belgeyi kendi kendine hazırlayıp birde üstüne ve basına vererek, yani aleniyet kazandırarak Türk Silahlı Kuvvetlerini yıprattığı” gibi bir izlenim uyandırdı. İddianamenin sonuç kısmı böyle. Bu durumda iki şey söz konusu; bu iddianameyi gerçek sayarsak, ya babam iddianameye göre Sayın Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un açıkladığı, “Taraf gazetesine bu belgeyi polis sızdırmıştır”, beyanında ki polistir. Ya da ihbar mektubunu yazan ünlü ihbarcı kendi kendini ihbar etti. İddianame bu iki sonuca çıkıyor.

 

Bunun dışında babamın terfii meselesi gündeme gelmiş. Babam bir deniz piyadedir. Deniz piyade kurmay albay… Deniz piyadeler sadece amiral olarak Foça tugay komutanlığına atanabilirler. Yani tek kadro Foça tugay komutanlığındadır. Foça tugay komutanlığına 2008 yılında bir atama yapılmıştır.

 

Dolayısıyla dört yıl içinde, yani 2012’ye kadar bu Foça Tugay’a yeni bir atama olmayacaktır. Bunun sebebi kişilerin kadrosu olmadığı için terfi edilememesidir. Hatta bu konuyu da Genelkurmay başkanlığı resmi internet sitesinde sizin de hatırlayacağınız üzere açıklamıştır. Açıklamada; “Dursun Çiçek’in terfi edememesinin sebebi basında çıkan haberler değil, kadronun olmamasıdır” denilmişti. Basından gelen yoğun baskı üzerine şura kararları sonrası böyle bir açıklama yapılmıştı. Bu somut durum karşısında, babamın zaten terfi edemeyeceği bir ortamda ve hiçbir şekilde böyle bir niyeti yokken nasıl olur da bunun sebebi terfi edememesi olabilir?

Mesela bir somut bir veri olabilirdi. Orada 68 tane tanık beyanı var. Bu yazıyı kendisinin yazdığını gösterecek ve sebep olarak da terfi edilememesini gösteren bir somut veri olmalı. Böyle bir şey olmadığı gibi, tanık beyanları babamın üstlerine “kesinlikle böyle bir şey hazırlayacağına ihtimal vermiyoruz” şeklinde olup, tamamen babamın lehinedir. Bu durumda iddianameyi bu şekilde sonuçlandırmak anlamlandırabildiğimiz bir şey değildir. Ama bir şekilde sayın savcımız bunu yazmıştır. Biz de bir kere daha mahkeme önünde durumu en ince ayrıntısına kadar izah edeceğiz. Bizim içimiz çok rahat. Bugüne kadar bu kadar dik durabiliyorsak yapmadığımız bir şey olduğu için dik duruyoruz. Aksi halde bir kişinin 11 ay bu kadar baskıya maruz kalıp bu kadar dik durabilmesi mümkün değil. Bunların artık görülmesi gerek. Bu iddianameler nasıl ortaya çıkıyor, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde ikiye bir oylar nasıl çıkıyor bilmiyoruz ama birilerinin bir şeyleri artık net görmesi gerekiyor.”

 

 

KAYNAK:

http://www.odatv.com/n.php?n=o-polis-dursun-cicek-mi-oluyor-1307101200

http://www.odatv.com/n.php?n=dursun-cicek-belgeyi-hem-yazdi-hem-imzaladi-hem-de-tarafa-sizdirdi-1307101200

dursun çiçek şubat soğuğu
 
 
 
Facebook'ta Paylaş
 
 
Yorum Yaz
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa | Word'e Aktar Word'e Aktar | Tavsiye Et Arkadaşlarına Gönder | Yorum Yaz Yorum Yaz | Facebook'ta Paylaş |

Güncel

En Çok Okunan Haberler

İletişim | Yazar Girişi | Kullanım Şartları ve Gizlilik | Sitene Ekle |