fikriyet
  Anasayfa | Resimler | Videolar | Yazar Ol | Yazar Girişi | Gönder | Facebook'ta Paylaş | adresi kaydet  Adresi Kaydet | Arama | RSS RSS

KATEGORİLER

  | kapat

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

HABER ARA


Gelişmiş Arama

Çetin Doğan'dan Balyozla ilgili çok önemli açıklama

Kategori  Kategori: Güncel Yorumlar  Yorum Sayısı : 3 Tarih  Tarih : 24-Temmuz-2010, 20:03   : 2094
Cansu Deniz
Yazar: Cansu Deniz
Çetin Doğan'dan Balyozla ilgili çok önemli açıklama

Emekli Orgeneral Çetin Doğan, Balyoz soruşturması ile ilgili çok çarpıcı açıklamalarda bulundu. Kızı ve damadı da iddianame ile ilgili bir skandalı tekrar gündeme getirdiler.

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Balyoz davasına 7 Nisan 2010’daki gibi Türkiye’yi ayağa kaldıracak bir işgüzarlığa daha imza atıldı.

 

7 Nisan 2010’da İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz Engin, Balyoz soruşturması kapsamında başlatılan operasyona müdahale etmeseydi aralarında Güney Deniz Saha Komutanı Koramiral Kadir Sağdıç ile Kuzey Deniz Saha Komutanı Koramiral Mehmet Otuzbiroğlu'nun da bulunduğu TSK'da görevli yaklaşık 320 generalin 25'i gözaltına alınacaktı. Operasyon kapsamında ayrıca 78 muvazzaf subayın adı da gözaltı listesindeydi.

 

İşte o zaman bu işgüzarlık son anda önlenmişti.

O zaman yapamadıklarını şimdi yaptılar ve TSK’daki General ve Subaylar için sanki kaçakmış gibi yakalama emri çıkardılar.

Bunu yapanlar da Türkiye’de yaşıyorlar ve Devlet’in memurları.

Daha da vahimi bu kişilerin “Adalet” gibi önemli bir yapıda yuvalanmış olmaları..!

 

Hepsinden vahimi ise siyasi iktidarın yaptığı bu sivil darbeye, muhalefet partilerinin ve sivil toplum kuruluşlarının yüksek sesle tepki vermemesi…

 

Türkiye ile ilgili çok kritik olaylar olurken sesinizi çıkarmayıp da ne zaman sesinizi çıkaracaksınız.?

Sizin göreviniz ve işiniz ne?

 

 
 
Facebook'ta Paylaş
 

 

1.Ordu Komutanı emekli Orgeneral Çetin Doğan’ın konu ile ilgili yaptığı açıklamada söyledikleri oldukça çarpıcı:

 

 
…Bu davanın sonu ancak ne zaman bitecek biliyor musunuz? Bu davanın sonu bunu tertipleyenler içeri girdiği zaman bitecek. Bizim çıkmamız önemli değil.

Bunu sonuna kadar götüremezler. Bunu sonuna kadar kimse götüremez.Bu kadar kişi sorgulandı içlerinden tek bir kimse ne darbe lafı edildi. Bütün konuşmalar daha başından söyledim emrimle kayıt altına alındı.Emrimle.Ötesi bersi yok. Bunlardan tutuyorlar bir CDler birkaç cd yapıyorlar, ne imza var ne bilmem ne var hiç bişey yok, siz atıyorsunuz içeriye. Kaçma tehlikesi yok.

 …Kısıtlama karalarını, bu belgelere konulan kısıtlama karalarını kaldırsınlar, biz bunları kim tertiplediğini bunları da biz çıkaralım. Kendi suçsuzluğumuzu biz ispat ediyoruz, sahteliğini, balyoz darbe planı ile ilgili sahteliğini bunun çakma bir plan olduğunu, nerden alıntılar yaptığını biz ödüyoruz, şimdi de biz bize belgeleri verdikleri takdirde bunun ucunu bulmakta bizim boynumuzun borcu olasun. Devlet yani savcılar bulması lazım ama demek ki çıkmazsalar onları da biz buluruz. Yeter ki bu dava üzerindeki kısıtlamalar dursun…

...bütün ulusumuzun adalete sahip çıkması lazım.

 ...ben ulusuma ihanet edenlere kırgınım.

 …ben tertip içinde olanlara bu tertibe göz yumanlara ve gerçekleri bildikleri halde açıklamayanlara kırgınım.

 ..ben bugüne kadar hani bu davalarla ilgili flu idi düşüncelerim. Başımdan geçeni gördükten sonra artık kesin olarak bir çok şeyin neler yapıldığını nasıl tertipler içinde olduğunu görüyorum. Bu korkunç bir şey. Bu korkunç bir şey. Buna ulusumuzun müsaade etmemesi lazım. Buna ulusumuzun müsaade etmemesi lazım. Yargı demek ki belli kimselerin eline tam geçtiği zaman Silivri benzeri kampüslar yurt sathında yayılacaktır. Bunu önleyelim. Adalet diyoruz…Adalet…!

..Biz darbeci değiliz. Türk ordusu da darbeci değildir. Bundan otuz sene önce yapılmış bir darbeyi, bugün darbe korkusuyla insanları korkutmak değil, kendi darbelerini gerçekleştirmek için yaptıkların inanıyorum.  

 

 

1.Ordu Komutanı emekli Orgeneral Çetin Doğan’ın avukatı Celal Ülgen, olayın tam bir hukuk skandalı olduğunu belirtti:

“Çetin Doğan daha önce iki defa tutuklandı. Daha önce verilmiş olan tahliye kararından sonra dosyada olmayan ve dosyaya giren bilgi olmadığına göre mahkemenin tutuklama kararı vermesi hukuksuzdur. 102 kişiyi tutukluyorsunuz ve 4-5 ay sonrasına duruşma koyuyorsunuz. Bunun neresi adalet”

 

Çetin Doğan’ın kızı ve damadının babalarını yandaş medyanın yalan yanlış propagandasına karşı savunmak için kurdukları sitede tekrar gündeme getirdikleri bir konu ise oldukça önemli:

 

Sözde “balyoz” planının çok daha önceden savcıların elinde olduğunu ve Taraf'a da buradan gittiğini açıkladılar.

 

Yani Taraf savcılara değil, savcılar Taraf’a vermiş..!

(07 Nisan 2010 tarihli haberimizin linki aşağıda)

 

İşte bu konudaki yeni bilgiler:

 

“Balyoz iddianamesinin daha ilk sayfalarında çok vahim bir duruma işaret eden önemli bir zamanlama hatası var. Şüphelilerin bir kısmının ikamet adresleri olarak şu anda geçerli adresleri değil, 2-3 sene önceki adresleri verilmiş. Örnekler verelim:

 

Sıra No: 4 Ergun Saygun. Adresi TSK Gnkur. 2. Bşk olarak görülüyor. Bu görevde 2006-2008 tarihlerde bulundu. 2008 Ağustos’unda 1nci Or K.lığına atandı ve 2009 Ağustos’unda emekli oldu.

 

Sıra No: 6 Korkut Özaslan. Adresi Ankara görülüyor. Oysa halen 8nci Kor. Komutanı ikamet yeri Elazığ.

 

Sıra No: 35 Ahmet Yavuz.  İkamet adresi 55nci Mknz Tuğ.K. Kırklareli yazılı. Oysa halen ikamet yeri Istanbul.

 

Sıra No: 36 Yurdaer Olcan. İkamet yeri 3.P.Tüm. K.Lığı Yüksekova-Hakkari görünüyor. Oysa kendisi Tümgeneral olarak bu adreste 2006-2008 döneminde bulundu. Daha sonra 2008 Ağustos ayinda Korgeneralliğe terfi ederek Jandarma Asayiş Komutanlığına atandı. Bu görevde bir yıl kaldıktan sonra 2009 Ağustos’unda Harp Akademileri K.lığına atandı ve halen bu görevde bulunuyor.

 

Eski tarihlere ait bu adresler bu kişilerin sorgu tutanaklarında da aynı şekilde geçiyor!

 

Bu yanlışlığın tek mantıklı izahı, savcıların “Balyoz” davası ile ilgili ön hazırlıkları düzmece belgelerin Taraf gazetesine 20 Ocak 2010 tarihinde teslim edilmesinden çok daha önce başlatmış olmalarıdır. 2008 senesinde ya da daha evel girilen kişilik bilgileri güncellenmeden sorgu tutanaklarına aktarılıyor, sonra da iddianameye olduğu gibi geçiyor.

 

Çetin Doğan Silivri’den yazdığı mektuplarda bu hususu daha önce belirtmişti:

 

“Savcılarımıza, evrakların “F Tipi Sahte Evrak ve Senaryo Üretim Merkezinden” yandaş medya aracılığı ile değil, çok daha önceden ve doğrudan iletildiğine ilişkin ciddi kuşkular da bulunmaktadır. Savcılarımızın bir kısım sanıklar icin hazırladığı ifade tutanaklarının altında görev yeri olarak halen bulundukları makamlar değil, 2006-2008 döneminde bulundukları makam ve yerlerin isimleri yazılmıştır. Bundan doğal olarak çıkarılacak sonuç; ilgili ve yetkililerin inceleme ve soruşturmalarının 2006 tarihine kadar uzandığıdır. Bu, aynı zamanda, özel yetkili savcılarımızın önlerine konan belgelerin bir kopyasının istenen “zamanda” komuoyu yaratmak ve belirli kurumları etkilemek için yandaş medyaya sunulduğunu da göstermektedir.”

 

En başından beri bizim kafamızı kurcalayan hususlardan biri, savcıların belgeleri Taraf gazetesinden “teslim aldıklarında” belgeleri getiren kişi hakkında Mehmet Baransu’ya hiç bir soru yöneltmemiş olmaları idi. Belgelerin kaynağının savcılar için en ufak bir merak konusu olmaması bize en azından garip geliyordu.

 

Ancak Taraf gazetesine sahte belgeleri teslim eden “onurlu subay” gerçekte onurlu savcılarımızdan biri ise muamma çözülmüş oluyor.”

 

 

Aşağıdaki listeye bir bakın ve Türk Askeri’nin subayını, generalini, astsubayını, çavuşunu, erini, suçlu gibi, kaçak gibi içeri tıkanların ne yapmaya çalıştığına siz karar verin.

 

Ortada Türkiye’yi işgal etmiş bir düşman ülke göremiyoruz ama, böyle bir şeyi işgalci bir düşmandan başka bir şeyin yapabileceğini de düşünemiyoruz.

 

Milliyet’in yakalama kararı çıkarılması ile ilgili haberi şöyle:

 

“İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi, “Balyoz Planı” davasına ilişkin aralarında eski Hava Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral İbrahim Fırtına, eski Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli Oramiral Özden Örnek, eski 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Çetin Doğan, 6. Kolordu Komutanı Nejat Bek, Harp Akademileri Komutan Yardımcısı Korgeneral Yurdaer Olcan, Güney Deniz Saha Komutanı Koramiral Kadir Sağdıç ve Kuzey Deniz Saha Komutanı Koramiral Mehmet Otuzbiroğlu’nun da aralarında bulunduğu 102 sanık hakkında yakalama emri çıkarılmasına karar verdi. Bu karara gerekçe olarak kuvvetli suç şüphesi ve deliller gösterildi. Böylece TSK’da görevli 303 generalden 25’i için hapis yolu gözüktü.

Hakkında tutuklama kararı çıkarılan 102 kişiden 25’i muvazzaf, 17’si emekli general. Görevdeki 25 generalden 5’i korgeneral-koramiral, 9’u tümgeneral-tümamiral, 11’i ise tuğgeneral-tuğamiral rütbelerinde bulunuyor.

 

….

 

MUVAZZAF SUBAYLAR

KORGENERALLER:

-  Nejat Bek

-  Mustafa Korkut Özarslan

-  Yurdaer Olcan

KORAMİRALLER:

-  Mehmet Otuzbiroğlu

-  Kadir Sağdıç

TÜMGENERALLER:

-  Gürbüz Kaya

-  Nurettin Işık

-  Halil Helvacıoğlu

-  Ahmet Yavuz

-  Bekir Memiş

-  İhsan Balabanlı

-  Abdullah Dalay

-  Salim Erkal Bektaş

TÜMAMİRAL:

-  Ramazan Cem Gürdeniz

TUĞGENERALLER:

-  Bulut Ömer Mirmiroğlu

-  Ali Aydın

-  Hakan Akkoç 

-  Hasan Fehmi Canan

-  Gökhan Gökay

TUĞAMİRALLER:

-  Ahmet Türkmen

-  Mehmet Fatih İlgar

-  Turgay Erdağ

-  Cem Aziz Çakmak

-  Levent Görgeç

-  Abdullah Gavremolu

ALBAYLAR:

-  Taylan Çakır

-  Muharrem Nuri Alacalı

-  Ali Semih Çetin

-  Levent Erkek

-  Ali Türkşen

-  Tayfun Duman

-  Nihat Altunbulak

-  İbrahim Koray Özyurt

-  Dora Sungunay

-  Soner Polat

-  Yaşar Barbaros Büyüksağanak

-  Hasan Gülkaya

-  Faruk Doğan

-  Mücahit Erakyol

-  Cengiz Köylü

-  Murat Özçelik

-  Mustafa Önsel

-  Hanifi Yıldırım

-  Cemal Temizöz

-  Hakan Sargın

-  Hüseyin Özçoban

-  Dursun Çiçek

-  Ali Rıza Sözen

-  İlkay Nerat

-  Veli Murat Tulga

-  Ahmet Küçükşahin

-  Recai Elmaz

-  Recep Yıldız

-  Memhmet Yoleri

-  İkrami Özturan

-  Burhan Göğçe

-  Nihat Özkan

-  Hasan Nurgören

-  Abdullah Zafer Arısoy.

YARBAYLAR:

-  Ercan İrençin

-  Levent Çehreli

-  Ertuğrul Uçar

-  Meftun Hıraca

-  Yusuf Kelleli

BİNBAŞILAR:

-  Gökhan Çiloğlu

-  Fatih Altun

YÜZBAŞI:

-  Hüseyin Topuz

ÜSTEĞMENLER:

-  Ahmet Şentürk

-  Utku Arslan

-  Fatih Uluç Yeğin Sırrı Yılmaz

-  Doğan Fatih Küçük

-  Ahmet Tuner

-  Kıvanç Kırmacı

-  Bora Serdar

-  Hakan İsmail Çelikhan

EMEKLİ SUBAYLAR

EMEKLİ ORGENERALLER:

-  Çetin Doğan

-  Ora. Özden Örnek

-  Halil İbrahim Fırtına

-  Ergin Saygun

-  Şükrü Sarıışık

EMEKLİ KORGENERALLER:

-  Engin Alan

-  Metin Yavuz Yalçın

-  Ayhan Taş

EMEKLİ TÜMGENERALLER:

-  Behzat Balta

EMEKLİ TUĞGENERALLER:

-  İzzet Ocak

-  Süha Tanyeri

-  Nuri Ali Karababa 

-  Halil Kalkanlı

-  Mehmet Kaya Varol

EMEKLİ KORAMİRAL:

-  Ahmet Feyyaz Öğütçü

EMEKLİ TÜMAMİRALLER:

-  Özer Karabulut

-  Ali Deniz Kutluk

EMEKLİ ALBAYLAR:

-  Bülent Tuncay

-  Mustafa Çalış

-  Hasan Basri Aslan 

-  Tuncay Çakan

-  Mümtaz Can

-  Ali İhsan Çuhadaroğlu

-  Emin Küçükkılıç

-  Yusuf Ziya Toker

-  Suat Aytın”

 

Davada sürekli karşımıza çıkan “hukuk skandalı” yakalama kararında da görüldü.

İşte Odatv’nin haberi:

 

“Balyoz Davası’nın sanıklarından aralarında emekli ve muvazaf 102 asker hakkında bugün akşam saatlerinde yakalama emri çıktı. Mesai saatinin bitimine yakın tensip belgesiyle çıkarılan yakalama kararı hukukçular arasında tartışmaya neden oldu.

Yakalama emri, soruşturma sırasında ya da kovuşturma sırasında veriliyor.

Soruşturma sırasında verilen yakalama emri CMK’nın 98. maddesinin 1. fıkrasına, kovuşturma sırasında verilen yakalama emri ise CMK’nın 98. maddesinin 3. fıkrasına dayandırılıyor.

CMK’nın 98. maddesinin 3. fıkrası şöyle yazıyor: “Kovuşturma evresinde sanık “kaçak” ise, mahkeme veya hakim resen veya C. Savcısının talebi üzerine yakalama emri düzenleyebilir”.

Kısacası tensip zaptı ile yakalama kararının verilebilmesi için sanığın “kaçak” olması gerekiyor.

Peki kimler kaçaktır?

“Kaçak” olmanın tanımını CMK’nın 247. maddenin 1. fıkrası tanımlıyor. Buna göre:

“Hakkındaki kovuşturmanın sonuçsuz kalmasını sağlamak amacıyla yurt içinde saklanan veya yabancı ülkede bulunan ve bu nedenle mahkeme tarafından kendisine ulaşılamayan kişiye kaçak denir.”

Balyoz Davası’nda hakkında yakalama kararı çıkarılan emekli ve muvazaf komutanlar yukarıdaki “kaçak” tanımına uymuyor. Sorguya çağrıldığı halde gitmeyen, mahkemelere katılmayan kişiler bu kaçak tanımına göre muameleye maruz kalıyor.

Komutanlar yurtiçinde saklanmıyor ya da yurtdışına kaçmıyor. Hatta komutanlar bundan önceki örneklerde görüldüğü gibi çağrıldıkları soruşturmaya ve mahkemelere mutlaka katılıyor.

Bu durum akşam saatlerinde verilen kararın hukuka uygun olmadığını gösteriyor.”

 
balyoz sahte cd
 
çetin doğan balyoz mektup
 
çetin doğan ali kabuli bey
 
 
 
 
Facebook'ta Paylaş
 
 
Yorum Yaz
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa | Word'e Aktar Word'e Aktar | Tavsiye Et Arkadaşlarına Gönder | Yorum Yaz Yorum Yaz | Facebook'ta Paylaş |

Bu habere toplam 3 yorum yazılmıştır.

tehlikeli [ 25-Temmuz-2010, 10:18 ]
Emekli Korgeneral Engin Alan: Salı veya çarşamba günü adliyede olacağız. Kararı avukatımdan öğrendim. Guantanamo da yer varsa oraya da gideriz. Biz hapisten korkmayız. Atatürk ün bir sözü sözü var. İstanbul işgal edildiğinde Geldikleri gibi geri dönerler demişti. Şimdi ben de aynısını söylüyorum
tehlikeli [ 25-Temmuz-2010, 10:03 ]
..Normal bir ülkede, normal bir yönetime sahip olsaydık, verilen bu karar için kahrolurdum. Ama aydınlar ve terörle mücadele edenler içeride, teröristler de dışarıdayken buna çok fazla şaşırmadım. Verilen bu karar aydınlık cumhuriyetimiz için kara bir lekedir. 2004 yılında Devlet Güvenlik Mahkemelerini (DGM) kaldırdılar. Yerine 11 bin savcı içerisinden kendi savcılarını seçtikleri, Özel Yetkili Mahkemeleri kurdular. 12 Eylül deki referandumda olumlu oy alırlarsa, bu mahkemeleri Türkiye nin her yanına kuracaklar. Ben her zaman darbelere karşı oldum. Çünkü Atatürk ilkeleri bunu gerektiriyordu. Bunlar vicdanlarında kendileri dışında olanları kafir olarak görüyorlar. İnsanlıktan çıkmış önyargılı kişiler. Ben 70 yaşındayım ama işim bitmedi henüz. Görevim bundan sonra Silivri de devam edecek..(vatan)
tehlikeli [ 24-Temmuz-2010, 20:58 ]
..ben bugüne kadar hani bu davalarla ilgili flu idi düşüncelerim. Başımdan geçeni gördükten sonra artık kesin olarak bir çok şeyin neler yapıldığını nasıl tertipler içinde olduğunu görüyorum. Bu korkunç bir şey. Bu korkunç bir şey. Buna ulusumuzun müsaade etmemesi lazım. Buna ulusumuzun müsaade etmemesi lazım. Yargı demek ki belli kimselerin eline tam geçtiği zaman Silivri benzeri kampüslar yurt sathında yayılacaktır. Bunu önleyelim. Adalet diyoruz...Adalet...!

Yorumların tamamını okumak için tıklayın.

Güncel

En Çok Okunan Haberler

İletişim | Yazar Girişi | Kullanım Şartları ve Gizlilik | Sitene Ekle |