fikriyet
  Anasayfa | Resimler | Videolar | Yazar Ol | Yazar Girişi | Gönder | Facebook'ta Paylaş | adresi kaydet  Adresi Kaydet | Arama | RSS RSS

KATEGORİLER

  | kapat

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

HABER ARA


Gelişmiş Arama

Çetin Doğan'a yapılanlar adeta ölüme sürüklemek gibi

Kategori  Kategori: Güncel Yorumlar  Yorum Sayısı : 0 Tarih  Tarih : 26-Temmuz-2010, 19:10   : 1618
Halil Filiz
Yazar: Halil Filiz
Çetin Doğan'a yapılanlar adeta ölüme sürüklemek gibi

Devlete, devletin ordusuna yıllarca hizmet etmiş bir general, İstanbul'dan gelen 4-5 polis tarafından çete usulleri ile apar topar İstanbul'a götürülüyor.

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

71 yaşında…

Emekli bir general…

Devlete, devletin ordusuna yıllarca hizmet etmiş.

İstanbul’dan gelen 4-5 polis tarafından çete usulleri ile apar topar İstanbul’a götürülüyor. Asker olan korumalarına demir çubuklarla saldırıyorlar.

 

İşte adım adım Çetin Doğan’ın adeta ölüme sürüklendiği o olaylar:

 

-Çetin Doğan, teslim olmak üzere İstanbul’a gitmek için yola çıktı. Pazartesi günü teslim olacağına dair verdiği beyanat da Vatan gazetesinde Pazar günü yayımlanmıştı.

- Bodrum havaalanında hiç bir basın mensubu bulunmamasına rağmen çeşitli TV kanallarında Çetin Doğan’ın havaalanında gözaltına alındığına dair haberler yayınlanmaya başladı.

- İstanbul’dan özel olarak gönderilen 4 kişilik polis ekibi Çetin Doğan’ı gözaltına aldı.

- Çetin Doğan’ın koruması olarak görevli olan askerler emniyet görevlilerinin yumruklarına ve hatta demir bir çubuk ile saldırısına maruz kaldı.

- İstanbul’da havaalanında kendisini bekleyen avukatları emniyet görevlileri tarafından yanlış yere yönlendirildi ve avukatlarının kendisine erişimi engellendi.

- Emniyet görevlilerinin eşliğinde ilaçlarını almak üzere evine uğramak isteyen Çetin Doğan’a izin verilmedi.

- Eşi Nilgül Doğan’ın ısrarları üzerine eve uğramayı kabul eden emniyet ekibi Çetin Doğan’ı emniyet aracına bindirdi, ancak söylediklerinin aksine, kendisini evine değil, Adli Tip Kurumu’na götürdüler.

- Burada yapılan kontrolün ardından doktor kalp krizi riski bulunduğunu belirterek bu haliyle Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’ne gönderemeyeceğini, normal bir vatandaş da olsa evine gönderemeyeceğini söyledi. Çetin Paşa’yı İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi’ne sevk etti.

- Çapa Tıp Fakültesi’nde yapılan tetkikler sonrasında durumu riskli olduğu için, daha önce muayenesi yapılan Dr. Siyami Ersek Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne gönderildi.

- Çetin Doğan kalp krizi geçirme riski olduğu gerekçesi ile Dr. Siyami Ersek Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin yoğun bakım servisine yatırıldı.

 

Şimdilik olayın seyri böyle.

 

Çetin Doğan, daha önce anjiyo geçirmiş, tansiyon ve kalp rahatsızlığı olan biri.

Bu tip olağanüstü durumların ciddi sağlık riski oluşturacağını bilmek için tıp okumaya gerek yok..! Bu adeta göz göre bir generali ölüme sürüklemekten başka bir şey değil.

 

Eğer o general hayatını kaybederse, bu, hukuksuz ve korkunç uygulamaların ölüme sebep olduğu bir diğer olay olarak tarihte yerini alacaktır.(inşallah öyle olmaz..!)

 

Şimdi siz, bu olayların yaşandığı ülkemizde her şeyin normal gittiğini düşünebiliyor musunuz?

Darbe döneminde bile görülmeyen bu uygulamalar size bir şeylerin ters gittiğini anlatmıyor mu?

Unutmayın, o general de şimdi bu satırları okuyan sizler gibi her şeye “flu” bakıyordu.

Ta ki işin ucu gelip kendinse dayanıncaya kadar. İşte o sözleri:

“..ben bugüne kadar hani bu davalarla ilgili flu idi düşüncelerim. Başımdan geçeni gördükten sonra artık kesin olarak bir çok şeyin neler yapıldığını nasıl tertipler içinde olduğunu görüyorum. Bu korkunç bir şey. Bu korkunç bir şey. Buna ulusumuzun müsaade etmemesi lazım. Buna ulusumuzun müsaade etmemesi lazım. Yargı demek ki belli kimselerin eline tam geçtiği zaman Silivri benzeri kampüslar yurt sathında yayılacaktır. Bunu önleyelim. Adalet diyoruz…Adalet…!”

 

Bu normal gitmeyen durumlar bir gün bir şekilde size de ulaşıncaya kadar izlemeye devam edin. İnşallah karşılamazsınız ama, belki bir yakınınız, bir dostunuz, belki kendiniz, bir zulme maruz kaldığınızda, veya üzüleceğiniz olaylarla karşılaştığınızda, veya siyasi-ekonomik-sosyal yönden zor duruma düştüğünüzde, anlarsınız, bir zamanlar bazı şeylerin düzgün gitmediğini..!

 

 

 
 

Çetin Doğan’ın avukatı olayı anlatıyor:

 

"Polisler ’sizin yakalanmanız var. Bu nedenle sizi uçakla gönderemeyiz, sizi alıkoyacağız’ demişler. Çetin Paşa da ’Kardeşim bunu sağır sultan biliyor. İstanbul’a gidiyorum. Biletim İstanbul’a, uçak İstanbul uçağı. Haber verin İstanbul’da uçaktan inince gelsin alsınlar. Kaldı ki ben sabah adliyeye gideceğim’ demiş. Bu itiraza rağmen polis alıkoymaya devam edince devreye Milas başsavcısı giriyor ve savcı polis nezaretinde uçakla İstanbul’a gönderilmesini sağlıyor. Ancak uçak havaalanında 45 dakika bekletiliyor. Bu arada Milas savcılığı ile irtibat kurulmadan önce bazı polisler Çetin Paşa’nın asker olan korumalarına saldırılıyor ve birini yumrukluyorlar."

 

“Müvekkilimiz 2003 yılında ciddi bir kalp ameliyatı geçirdiğinden dolayı ve yine tutuklu kaldığı süre içerisinde kalbine stent takıldığından dolayı bu rahatsızlıkların tam anlamıyla tespit ve tedavi edilebilmesi için bir süre hastane koşullarında müşahede altında tutulması gerekiyor. Bu sürenin takdiri tamamen doktorlarda olan bir husus. Ama daha önceki uygulamalardan yola çıkarak en az 2-3 gün gözetim altında tutulması gerektiğini söyleyebilirim. Kendisiyle görüştüm. Kendisi şu anda üzgün. Üzgün olmasının sebebi kendisi İstanbul'a gelmek için adli makamlara teslim olmak için yola çıktığında hukuka aykırı olarak bir gözaltı işlemi uygulanması. Zaten rahatsızlığının nüksetmesindeki önemli sebeplerden bir tanesi de bu gözaltı işlemi. Gelecekti, adli makamlara teslim olacaktı. Arkasından da adli makamlar hangi doğrultuda karar veriyorsa, mahkeme hangi doğrultuda karar veriyorsa ona uygun hareket edecekti. Oysaki şimdi müvekkilimiz sağlığını tekrar kaybetti. Müvekkilimizin hayatı tehlikeye girdi. Bu çerçevede hiçbir tedbirin, hiçbir adli uygulamanın bu noktada hiçbir insan nezdinden, insan onurunu, insan hayatını, sağlık hakkını tehlikeye düşürecek şekilde kullanılmaması gerektiğini düşünüyoruz. Ama tüm bu süreç müvekkilimi oldukça yıprattı. Dün akşam bütün gece müvekkilim yoğun bakımdaydı. Bu sabahta aynı şekilde tetkikleri devam etti.” (Hürriyet)

 

Çetin Doğan’ın kızı Pınar Doğan babasına yapılan zulmü Odatv’ye anlattı:

 

"Çetin Doğan, 10. Ağır Ceza Mahkemesinin “Balyoz” iddianamesini kabul etmesinin ardından tensip tutanağı ile hakkında yakalama kararının çıkmasından sonra, teslim olmak üzere THY’nin 17:30 uçağı ile Bodrum’dan İstanbul’a gitmek üzere Bodrum havaalanına geldi. Bunun altını çizmek istiyorum: Çetin Doğan, teslim olmak üzere İstanbul’a gitmek için yola çıktı. Pazartesi günü teslim olacağına dair verdiği beyanat da Vatan gazetesinde Pazar günü yayımlanmıştı.

 

Bodrum’daki havaalanında emniyet görevlileri önce uçağa binmesine izin vermediler ve savcılık ile temasa geçeceklerini söylediler. Bu sırada Bodrum havaalanında hiç bir basın mensubu bulunmamasına rağmen çeşitli TV kanallarında Çetin Doğan’ın havaalanında gözaltına alındığına dair haberler yayınlanmaya başladı (Nilgül ve Çetin Doğan bunu haberleri duyup telefonla arayanlar sayesinde öğrendi)! İstanbul uçağının saatinin geçmesiyle birlikte Nilgül ve Çetin Doğan, İstanbul’a karayolu ile gitmeye karar vererek, bagajlarını alarak yola çıktılar. Ancak alan çıkışında emniyet görevlilerinin barikat kurduklarını gördüler. Çetin Doğan’ın koruması olarak görevli olan askerler araçtan inerek yolu açmasını istedikleri emniyet görevlilerinin yumruklarına ve hatta demir bir çubuk ile saldırısına maruz kaldı. Emniyet amirinin devreye girmesi ile alana dönen Çetin ve Nilgül Doğan sonunda bir emniyet görevlisinin eşliğinde gecikmeli olarak kalkan ucağa bindirildi.

 

İstanbul’da havaalanında kendisini bekleyen avukatları emniyet görevlileri tarafından yanlış yere yönlendirildi ve avukatlarının kendisine erişimi engellendi. Emniyet görevlilerinin eşliğinde ilaçlarını almak üzere evine uğramak isteyen Çetin Doğan’a etrafta basın mensuplarının bulunduğu gerekçesiyle izin verilmedi. Eşi Nilgül Doğan’ın ısrarları üzerine eve uğramayı kabul eden emniyet ekibi Çetin Doğan’ı emniyet aracına bindirdi, ancak söylediklerinin aksine, kendisini evine değil, Adli Tip Kurumu’na götürdüler. Adli Tip Kurumu’nda yapılan sağlık kontrolünün ardından Çetin Doğan yüksek tansiyonu nedeniyle Çapa Hastanesi’nin acil servisine sevk edildi.

 

İnanılmaz derecede çürük, mesnetsiz iddialarla dolu bir iddianamenin mahkemece kabul edilmesinin ardından çıkan tutuklama kararına uymak ve teslim olmak üzere İstanbul’a gitmek için yola çıkan bir insanin kaçak muamelesi görmesi ve maruz kaldığı bu davranış, bu davada güdülenin gerçekte ne olduğunu açıkça ortaya koyuyor: düşman bellenmiş insanlardan intikam almak, karşı görüşü taşıyanları sindirmek, ve hala dik durabilenleri ezmeye çalışmak."

 

KAYNAK:

http://www.odatv.com/n.php?n=demir-cubuklarla-askerlere-saldirdilar-2607101200

http://haber.gazetevatan.com/balyoz-tutuklamalarina-itiraz/319290/1/Gundem

http://haber.gazetevatan.com/polis-asker-korumayi-yumrukladi-iddiasi/319225/1/Gundem

http://www.milliyet.com.tr/teslim-olmaya-giden-cetin-dogan-a-gozalti/siyaset/haberdetay/26.07.2010/1268283/default.htm

 
polis çeteler
 
çetin doğan ali kabuli bey
 
çetin doğan balyoz sahte
 
 
 
 
Facebook'ta Paylaş
 
 
Yorum Yaz
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa | Word'e Aktar Word'e Aktar | Tavsiye Et Arkadaşlarına Gönder | Yorum Yaz Yorum Yaz | Facebook'ta Paylaş |

Güncel

En Çok Okunan Haberler

İletişim | Yazar Girişi | Kullanım Şartları ve Gizlilik | Sitene Ekle |