fikriyet
  Anasayfa | Resimler | Videolar | Yazar Ol | Yazar Girişi | Gönder | Facebook'ta Paylaş | adresi kaydet  Adresi Kaydet | Arama | RSS RSS

KATEGORİLER

  | kapat

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

HABER ARA


Gelişmiş Arama

Referandumu ABD'nin Genç Siviller'i kazandı

Kategori  Kategori: Güncel Yorumlar  Yorum Sayısı : 0 Tarih  Tarih : 14-Eylül-2010, 01:43   : 1721
Fazıl Kara
Yazar: Fazıl Kara
Referandumu ABD'nin Genç Siviller'i kazandı

Referandum sonuçları açıklandı. Tayyip Erdoğan Genç Sivilller'e AKP MKYK ile birlikte özel teşekkür etti. ABD'nin sivil darbeci Genç Sivilleri görevlerini Türkiye'de de yerine getirmiş oldu.

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

12 Eylül 2010 tarihinde yapılan referandumu ABD tarafından desteklenen “Genç siviller” kazandı. Referandum Türkiye’nin “Turuncu Devrimi” oldu.

 

Bunu biz söylemiyoruz, AKP’nin Genel Başkanı Tayyip Erdoğan söylüyor.

Referandum konuşmasındaki teşekkür listesini dikkatlice inceleyin.

Tersinden başlıyor, listenin sonuna doğru yakınlık artıyor.

Genç siviller STK’lardan ayrı olarak isimle özel zikrediliyor.

Üstelik AKP merkez yürütme kurulu, merkez karar ve yürütme kurulu ile yan yana.

Zaten tüm afişlerde ve korsan afişlerde de genç sivillerin klasik söylemleri göze çarpıyordu.

 

Ayrıca teşekkür konuşmasında geçen “okyanus ötesi”, Fethullah Gülen’den çok, ABD’den verilen desteği akla getiriyor.

 

Peki afişlerinde niye “genç siviller” diye belirtmediler de gizli kapaklı korsan bir şekilde bu işi yürüttüler?

 

En önemli neden; genç sivillerin ABD destekli bir yumşak güç, sivil darbeci bir örgüt olduğu deşifre edilmişti. Herkesin aklına “genç siviller” denince ABD’nin sivil darbe için kullandığı çocuklar geliyordu. Turuncu devrimin Türkiye’deki elemanları olduğu artık biliniyordu.

 

Diğer bir neden ise Genç Siviller hareketinin AKP’li ve AKP için çalışan siyasi bir örgüt olduğunu saklamak istemeleri. Herkesin bildiği bu gerçeği göremeyen ise kafasını kuma gömmüş bu çocukların ta kendileriydi..!

 

Peki Genç Siviller’in arkasındaki ABD Dış İşleri ve İstihbarat örgütleri neden  AKP’nin referandumunu destekliyor?

 

Dubai Anlaşması ve ABD Dışişleri’nin dört yılda bir yayınladığı ve geçtiğimiz ay açıkladığı rapora göre AKP, ABD’nin her istediğini yapıyor.

ABD ve ABD istihbaratı içinde odaklanmış kimi grupların projelerini yerine getiriveriyorlar.

Kürt açılımı, ermeni açılımı, kilise açılımı ve bu açılımlar kapsamında yaptıkları ortada.

 

AKP; ABD projelerini uygulayan bir proje parti durumunda.

 

İşte Tayyip Erdoğan’ın teşekkür listesinde AKP merkez karar yürütme kurulu ile yan yana geçen “Genç Siviller”:

 

“Bu Anayasa paketine destek veren CHP’li kardeşlerimi kutluyorum. MHP’li kardeşlerimi kutluyorum. BDP’li kardeşlerimi kutluyorum. Tehditlere aldırmadan sandığa giden kardeşlerimi kutluyorum.

 

Başından itibaren ‘Evet’ diyerek desteğini ortaya koyan Saadet Partili kardeşlerimi kutluyorum. Büyük birlik partili kardeşlerimi kutluyorum. HAK-PAR’lı kardeşlerimi kutluyorum. Bağımsız ülkücüleri kutluyorum. Kürt aydınlarını, devrimci-solcu işçi partili kardeşlerimi kutluyorum. Liberalleri kutluyorum. Ak Parti’ye gönlünü veren, sevdasını veren, başından itibaren bu harekete inanan, güvenen Ak Parti’li kardeşlerimi kutluyorum.

 

Sürecin içerisinde TOBB’nin yaptığı açıklama, kendilerini kutluyorum. HAK-İş konfederasyonunu, Memur-Sen’i kutluyorum. STK’lar olarak desteklerini esirgemeyen tüm sivil toplum kuruluşlarını özellikle kutluyorum.

 

Genç sivilleri kutluyorum. Kampanya süresince büyük bir fedakarlıkla, alın teri döken merkez yürütme kurulu, merkez karar ve yönetim kurulu, tüm milletvekili arkadaşlarım, teşkilatımın ana kademesi, teşkilatımın kadın kolları, gençlik kolları, il teşkilatlarımız, ilçe teşkilatlarımız, belde teşkilatlarımız, tüm sandık yöneticilerini özellikle hassasiyetle davranarak yaptıkları bu görev sebebiyle kutluyorum.

….

Dünyanın dört bir yanından, okyanus ötesinden bu sürece destek veren tüm kardeşlerimi kutluyorum.

Buradan okyanus ötesine mesajlar olduğuna göre, bizim de bu mesajı verenlere bir mesajımızın olması lazım.”

 

Genç Siviller’in özel olarak ve farklı yerde anılması işte böyle..!

 

Tayyip Erdoğan’ın  yaptığı konuşmaya bakanlar, Türkiye’nin darbe yönetiminde iken özgürlüğüne yeni kavuşmuş bir ülke olduğunu zannedecekler. Zaten 30 yıl önce olmuş bir olayı sanki şimdi olmuş gibi referandum sürecinde kullanmaları da başlı başına halkı aptal yerine koymaktan başka bir şey değildi.

Yapılan şiddetli propaganda ortaya çıkan sonuçta oldukça etkili oldu. Propagandanın halk üzerinde ne kadar etkili olabileceği, Cem Uzan’ın sadece gazete ve TV ile %10 oy aldığı seçimde görüldü. Bu adeta bilimsel bir araştırma gibi ortada.

 

Genç siviller’in kazandığı referandumun değerlendirme konuşmasını yapan Tayyip Erdoğan’ın iki cümlesinden biri “demokrasi” ve “darbe” olarak geçiyor:

 

“12 Eylül günü kazanan demokrasimiz olmuştur. Değişimin demokrasi içinde gerçekleşebileceği görülmüştür. Demokrasiye olan inanç, güven bir kez daha ortaya çıkmıştır. Demokrasinin gücü milli iradenin gücü bugün kat be kat artmıştır.

 

Bugün 'evet' diyenler de kazanmıştır, 'hayır' diyenler de kazanmıştır. Kaybeden darbeci anlayış olmuştur.

 

Çünkü ileri demokrasi herkes içindir. Hukukun üstünlüğü herkes içindir. Her bir vatan evladı bu akşam büyük bir kazanç içindedir. İsteseler de istemeseler de her vesayetçi anlayış kaybetmiştir. Bugün bu akşam kaybeden darbeci anlayış olmuştur.  Değişime ve değişimin getireceklerine direnen anlayış kaybetmiştir.

 

12 Eylül günü Türk demokrasi tarihine bir dönüm noktası olarak geçecektir. Hep bununla anılacaksınız, hep bununla anılacağız. Darbe anayasasıyla kirlenen 12 Eylül tarihi veya başlayan süreç, bu halk oylamasıyla demokrasi için bir milat olarak tarihe bir parlak sayfa açmış bu olumsuzluktan kurtulmuştur. Türkiye’de artık vesayet rejimi tarihe kavuşacaktır.

 

Türkiye’de artık zihniyet itibari ile darbe heveslilerin hevesleri kursağında kalacaktır. Türkiye’de artık milli iradenin gücü her türlü kirli oyunu bozacaktır. Türkiye’de artık değişime demokratikleşmeye engel olanlar hiçbir şeyin yanlarına kar kalmayacağını daha iyi anlayacaktır.”

 

II.Meşrutiyet de böyle ilan edilmişti.

Sonra koskoca bir Osmanlı İmparatorluğu yıkılmıştı. (Aşağıdan o yazımızı okuyabilirsiniz)

 

Referandum sürecinde halkın nasıl kandırıldığını en güzel anlatan yazılardan birini Cumhuriyet yazarı Orhan Bursalı yazdı.İşte o yazının bir kısmı:

 

“RTE’nin konuşmasını dinlerken, her şeyi tersine çeviren, doğruları yanlış ve yanlışları doğru olarak açıklayan büyük bir demagogun görüntüleri uçuştu durdu gözlerimin önünde. Zaten süreç boyunca dinlediğimiz nutuklar içerik olarak farklı değildi; ancak seçim öncesindeki sürece iktidar mensuplarının ve bizzat kendisinin tehditlerinin eşlik ettiğini anımsayalım. Ve iktidar, devletin büyük gücünü kullanarak bu süreci sandıkta noktaladı.

Anayasa değişikliklerinin gerçek içerikleriyle, yutturulan ve algılatılan içerikleri arasındaki derin ve anlamlı farklılıklar şunu gösteriyor:

Halkın önemli bir kesimi, henüz “niyet” ve “içerik-metin” okuma konusunda yeterli bir donanıma sahip değil.

Kişi karizmasının etkisi altına girme eğilimi yüksek.

AKP’nin 8 yıl boyunca izlediği muhafazakârlaşma politikası halkın üzerinde epey etkili oldu.

Bütün bunların üzerine şunu anımsatalım:

Demokrasi, özellikle bizim gibi, eğitimi henüz 5-5.5 yıl civarında olan ülke halkları üzerinde manipülasyonları başarıyla gerçekleştirme rejiminin de adıdır aynı zamanda!

Paketin, 12 Eylül Anayasası’nı hazırlayanlardan ve 12 Eylül rejiminden hesap sormayla bir ilgisinin olmamasına rağmen, varmış gibi kabul ettirilmesi, bu mükemmel manipülasyonun göstergesidir.

Çünkü bu anayasa en az 16 kez ve 60’tan fazla maddesi değiştirilmiştir!

Eğer bir hesaplaşma varsa, geçmiş değişiklikler neydi?

Bu, yalan propagandanın başarısıdır.

Bu başarıyı ancak bizim gibi ülkelerde böylesine gösterebilirsiniz!

En büyük yalan da liderin, katılımcı demokrasiden bahsetmesidir!

Referandum onun için katılımcı demokrasi olmaktadır!

Ama 8 yıllık iktidarı boyunca iktidarının ve belediyelerin yaptıkları uygulamanın, mesela üçüncü köprü seçiminin, bölgede yaşayan halkın karşı çıkmasına rağmen derelerin/ırmakların ticaretini başlatmasının, hangi katılımcı demokrasinin örnekleri olduğunu açıklamalıdır!

Recep Bey’in konuşmasında en trajik öykü, özellikle devrimci-solcu (yol) arkadaşlarına yaptığı teşekkürdür!

……”

 

Şimdi %58 ile ve 26 madde ile yeni bir anayasamız mı oldu?

Bu yapılan yepyeni bir anayasa ise, hazırlıklara başlayın dedikleri yeni anayasa lafları neyin nesi?

Ortada cahil değil, okur- yazar elitlerin bile kafasını karıştıracak ciddi bir durum var.

Türkiye olarak simonlaştık galiba.

 

Peki gelecekte ne olacak?

Referandum ile asıl yapmak istediklerini tehlikeli işleri yapmaya koyulacaklar.

Önlerinde bir engel kalmadığı yanılgısına düşecekler.

Halkı kandırarak, dış güçlerin desteği ile aldıkları referandum sonucu ile yapacakları her icraat, Türkiye için ve kendileri için hayırlı olmayacak.

Haram yolla alınan bir sonuçla seçimlere ulaşmak epey zor olacak gibi.

 

 
 
Facebook'ta Paylaş
 

KAYNAKLAR:

http://www.fikriyet.com/anasayfa/haber_detay.asp?haberID=515

http://www.fikriyet.com/anasayfa/haber_detay.asp?haberID=572

http://www.odatv.com/n.php?n=bu-yalan-propagandanin-basarisidir-1309101200

 

“Geyik Demokrasisi” konulu yazı için tıklayın:

http://www.fikriyet.com/anasayfa/yazar.asp?yaziID=444

 

ABD’nin sivil darbeler için kullandığı “Genç siviller” ile ilgili yazımızı okumak için tıklayın:

gareth

 

ABD Dış İşleri’nin ve İstihbarat örgütlerinin desteklediği unsurlar ile ilgili yazımız için tıklayın:

gareth
 
 
 
Facebook'ta Paylaş
 
 
Yorum Yaz
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa | Word'e Aktar Word'e Aktar | Tavsiye Et Arkadaşlarına Gönder | Yorum Yaz Yorum Yaz | Facebook'ta Paylaş |

Güncel

En Çok Okunan Haberler

İletişim | Yazar Girişi | Kullanım Şartları ve Gizlilik | Sitene Ekle |